Tarih: 15.01.2025 23:24

Taksi Durakları

Facebook Twitter Linked-in

"- Seçim çalışmalarının uzaması halkı bezdirdiği gibi, belediyelerin de görevlerini ihmal etmelerine neden oluyor. Bu gevşeklikten yararlanan bazı kanun tanımaz kişiler kenti yağmalamaya başladı.

ÖNCE TAKSİ DURAĞI

Bu yağmanın başında da Acısu Parkı güneyinde minik kent meydanı niteliğindeki oval yeşil alan geliyor. Bölgede faaliyet gösteren Mikro Taksi isimli ticari kuruluş güpegündüz gayet pervasız biçimde yeşil alanın ortasına taksici kabini kondurdu. Taksi kabininden çok küçük malikaneyi andıran kaçak yapı, verandalı ve çevresine beton atılarak yeşil alan katliamı yapıldı.

SONRA ÇAY OCAĞI

Bu yetmezmiş gibi o bölgede çay ocağı ruhsatı almış olan Ritsa Kafe isimli kuruluş, yeşil oval alanı, kaldırımları ve yolu pervasız biçimde işgal ederek görsel kirliliğe ve yeşil alan kaybına neden olmuştur. Bu bölgede park yasağını sağlayan metal babalar da sökülüp atılarak devlet malına zarar verilmiş yaya geçişi imkansız hale gelmiştir.

KURUL İZNİ GEREKİR

Bölge tamamen sit alanı niteliğinde olduğu için bu tür faaliyetler tamamen Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun iznine tabi bulunuyor. İzmit Belediyesi bu yağmaya seyirci kalırken Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma başlattığı öğrenildi. İzinsiz olarak sit alanlarına tecavüz, 2 ile 5 yıl arasında hapisle cezalandırılıyor.

KANUNLARI ÇİĞNEMEYİN

Kentin bu kadar sahipsiz kalması ve yağmalanması bölgede yaşayan vatandaşları üzüyor. Belediyelerin de artık lay lay lom işlerle uğraşmayı bırakıp bir an evvel görevlerini hatırlaması ve kent meydanına sahip çıkması gerekiyor. Oy gelir diye 3 tane işgalciye göz yumuluyorsa koca bir semtin halkı karşıya alınıyor demektir. Bu tür kanunsuzluklara göz yummak belediyelere oy kaybettirir, artık bunu anlamak lazım. Esnafın da kanunları çiğnemeden ekmeğini kazanması gerekiyor."

Yine kaldırım. Yine kaldırım!.

Bu konu milletçe çilemiz; yani değişmez kaderimiz gibi!.. Yıllardır seçimle gelen her belediye başkanı sanki kentin

hiçbir sonunu yokmuş gibi hemen kaldırım yapmaya başlıyor. İşin tuhaf yanı ise başkanların vatandaşa seçim öncesi

kaldırım vaadi de yok!.. Eee; peki neden hemen kaldırım yapılır; bir bilen var mı? İnanın bu sorunun cevabı yok. Hatta bazıları daha da öteye giderek, kaldırımda bordur taşlarını işçilerle döşeyerek 'işçilerle çalışıyoruz' selfisi yapıyor.

Ne şahane değil mi?

**

Antalya'nın saygıdeğer başkanları ve nerede olduğu bilinmeyen mühendisleri, hiçbir standardı olmayan, acele ve gelişi güzel yapılan kaldırımlarda hiç yürüyor musunuz? Eğer yürüyorsanız;

Bu konu milletçe çilemiz; yani değişmez kaderimiz gibi!.. Yıllardır seçimle gelen her belediye başkanı sanki kentin

hiçbir sonunu yokmuş gibi hemen kaldırım yapmaya başlıyor. İşin tuhaf yanı ise başkanların vatandaşa seçim öncesi

kaldırım vaadi de yok!.. Eee; peki neden hemen kaldırım yapılır; bir bilen var mı? İnanın bu sorunun cevabı yok. Hatta bazıları daha da öteye giderek, kaldırımda bordur taşlarını işçilerle döşeyerek 'işçilerle çalışıyoruz' selfisi yapıyor.

Ne şahane değil mi?

**

Antalya'nın saygıdeğer başkanları ve nerede olduğu bilinmeyen mühendisleri, hiçbir standardı olmayan, acele ve gelişi güzel yapılan kaldırımlarda hiç yürüyor musunuz? Eğer yürüyorsanız;

Yıllardır sizlere sorduk, seslendik; artık çözüm bulma zamanı gelmedi mi?

Gelin hep birlikte Yüksek Öğretim Kurulu'na (YÖK) seslenelim de çözüm için belki adım atmış oluruz. Sayın YÖK yetkilileri mimarlık ve mühendislik fakültelerine 'Kaldırım Mühendisliği Bölümü' açın da bu işe bir standart gelsin artık. Belki böylece belediyelerdeki Fen İşleri müdürleri bu işlere tercih edilirken, 'Kaldırım Mühendisliği Bölümü'nden ders alma şartıyla alınır. Sizce de böylesi daha iyi olmaz mı?

»Okur fotoğrafı: Özgür Kahraman

Bu fotoğraf Konyaaltı İlçesi'ne bağlı Altınkum Mahallesi, 414. Sokak üzerindeki bir işletmenin kaldırım işgalini

göstermektedir. Konyaaltı Belediyesi'ne sadece 400 metredeki işletmeyi zabıta ekipleri görmüyor mu?

Kaldırım işgalleri ve geçiş önceliği vermeyen sürücüler İstanbul'u yürünmez hale getiriyor

İstanbul'da yaşayanlar iş yerleri ve araçlar tarafından işgal edilmiş bozuk kaldırımlarda yürümekte zorluk çekerken araç sürücülerinin yayalara yol vermemesi de can güvenliğini tehlikeye atıyor.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) nisan raporuna göre, ülkede trafiğe kayıtlı toplam araç sayısı 29 milyon 561 bin 690'a ulaştı. Bu araçların 5 milyondan fazlası İstanbul trafiğinde yol alıyor.

Kentin en büyük sorunu haline gelen trafikte sürücülerin yaptığı kural ihlalleri, yaya güvenliğini de tehlikeye düşürüyor. Yayalara öncelik vermeyen sürücüler kazalara davetiye çıkarırken, kasislerle bazı yerlerde araçların hızı düşürülüyor.

Yayaların ise kendilerine ayrılan geçitleri ve kaldırımları kullanmaları, trafik ışıklarına dikkat etmeleri, can güvenliği için önem taşıyor.

Milyonlarca kişinin yaşadığı kentte yayaların karşısına çıkan tek sorun, kural ihlali yapan sürücüler değil. İş yerlerinin yola taşmış ürünleri, bozuk kaldırımlara park edilmiş araçlar, yaya yolunda veya kaldırımlarda aniden beliren skuter veya motosikletler şehirde yürümenin bile zor hale gelmesine yol açıyor.

AA ekibi, yayaların karşılarına çıkan olumsuzlukları İstanbul'un farklı yerlerinde yaşayanlara sordu.

'Kaldırımda kesintisiz yürümek mümkün değil'

Zafer Erinç, genellikle yaya geçitlerinde araçların durmaması ve engellilere ait park alanlarının diğer sürücüler tarafından kullanılması sorunuyla karşılaştığını anlattı.

Özellikle taksi ve dolmuş gibi toplu taşıma şoförlerinin kurallara uymadığını söyleyen Erinç, 'Ben kaza geçirmedim ama geçiren çok gördüm. Kaldırımda kesintisiz yürümek mümkün değil. Ya karşımıza araba çıkıyor ya kaldırımın fiziki şartları bozuk oluyor.' dedi.

Yüksel Sipahi, yayaların geçiş üstünlüğüne uymayan çoğu sürücünün, yaya geçitlerinde bile durmadığını vurguladı.

Kaldırım yenileme çalışmalarının da yayaları zor durumda bıraktığını ifade eden Sipahi, 'Bu çalışmalar hiç bitmiyor. Araçlar, motosikletler, elektrikli küçük araçlar hep kaldırımda. Bir de kaldırım taşlarını söküp bırakıyorlar, aylarca öyle bekliyor. Çözüm yok. Maalesef ülkemizde böyle.' ifadelerini kullandı.

İbrahim Bayrak, kaldırımlara araç park edilmesinin, otopark ücretlerinin yüksek olmasından kaynaklandığını söyleyerek, belediyelerin bu konuda çalışması gerektiğini belirtti.

Hamdi Şahin, kaldırıma araçların park edildiği bir sokağı göstererek, 'Buralara araçların park edilmesi, motosikletli kuryelerin kaldırımlarda araç sürmesi büyük sorun. Kaldırımda yürümek mümkün değil. Yolun ya sağ tarafı ya sol tarafı dolu. Bu işe belediyelerin el atması lazım.' diye konuştu.

Süheyla Kuvvetli de 'Kaldırımlarda yürüyemiyoruz. Kaç kez kaza geçirecek duruma geldim. Bacağıma araba vuruyordu.' dedi.

Görme engelliler ve bebekliler daha çok zorlanıyor

Berrin Özdemir, kaldırımlara park edilen araçların en çok görme engellileri etkilediğini ve bunun büyük bir saygısızlık olduğunu ifade etti.

Cemile İnan, Almanya'dan İstanbul'a tatile geldiğini, burada bebek arabasıyla kaldırımları kullanamadığını ve yoldan gitmek zorunda kaldığını söyledi.

İnan, 'Çok araba var, çok insan var. İnsanlar kurallara uymuyor, herkes yola çıkıyor. Kırmızı ışık varsa bekleyeceksin.' diye konuştu.

Aysun Kargı da bebek arabasıyla çocuğunu gezdirirken özellikle kaldırımlarda zorlandığını belirterek, şunları kaydetti:

'Araç park ediyorlar, kaldırımlar kırık. Bebek arabasını hareket ettirebilmem için birinin yardımcı olması gerek. Yayalara öncelik yok, kendimiz zor geçiyoruz, bebek arabasıyla geçerken hepten zorlanıyoruz. Çocuğum için endişeleniyorum. Kemerini takmasam bir anda bebek arabası devriliyor. Geçenlerde sorunlu bir kaldırımdan geçerken çocuk yüz üstü düştü.'

'İki ya da üç şeritli yollarda ışıklı yaya geçidi olmalı'

Motosiklet ileri sürüş eğitmeni Zafer Akçay, 'Yaya geçitleri kanayan yaramız. Yayaya yol vermeyi bir türlü alışkanlık haline getiremedik.' ifadelerini kullandı.

Trafik ışığı olmayan yerlerde yaya yola inmeye niyetlendiyse sürücülerin durup yol vermesi gerektiğini vurgulayan Akçay, 'Herkesin buna ihtiyacı var. Hepimiz yayayız aslında. Tır, kamyon, otobüs, araba kullananlar da yaya olarak hareket eder. Bu nedenle yayanın önceliğini tanımak aslında kendimize yaptığımız bir tanıma oluyor.' diye konuştu.

Trafik ışığı olmayan ya da kırmızı ışık yanmayan durumlarda her zaman yayanın öncelikli olduğunun altını çizen Akçay, yayaya yol verme alışkanlığı olmadığında, durup yol veren sürücüye arkasındaki araçların çarpma tehlikesi bulunduğunu dile getirdi.

İki ve üç şeritli yollarda trafik ışığı olmayan yaya geçitlerinin riskli olduğuna dikkati çeken Akçay, 'Bir şeritteki sürücü dursa, öbür şeritteki durmuyor ve yayanın hayatını tehlikeye atabiliyor. Dolayısıyla iki ya da üç şeritli yollarda, ışıklı yaya geçidi olması gerekiyor. Işıksız olduğu zaman gerçekten insanlar çok zorlanıyor.' değerlendirmesinde bulundu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —