Uzmanlara göre, soğuk algınlığı ya da ateş gibi hastalık dönemlerinde uygulanması gereken beslenme yaklaşımı sanıldığı kadar karmaşık değil. Vücudun enfeksiyonla mücadele ederken enerjiye, sıvıya ve temel besin öğelerine ihtiyaç duyduğunu belirten hekimler, özellikle ateş yükseldiğinde metabolizmanın daha fazla enerji harcadığını vurguluyor.
Beslenmenin bu süreçte bağışıklık sistemini destekleyebileceğini söyleyen uzmanlar, iştahın azaldığı günlerde zorlamanın gerekmediğini, ancak yeterli sıvı alımının hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Meyve, sebze, çorba gibi kolay tolere edilen besinlerin önerildiği bu dönemde, yüksek ateşin yol açtığı sıvı kaybına karşı elektrolit içeren içeceklerin de tercih edilebileceği belirtiliyor. Uzmanların ortak görüşü, doğru beslenmenin iyileşme sürecini destekleyebileceği ancak asıl belirleyici unsurun dinlenme ve zaman olduğu yönünde.
"Soğuk algınlığını besle, ateşi aç bırak" sözü, hastalık dönemlerinde zaman zaman tekrarlanan bir öneri. Ancak uzmanlara göre bu tavsiye hem bilimsel temelden yoksun hem de biyolojik açıdan mantıksız.
California Üniversitesi Davis'te beslenme ve immünoloji uzmanı Dr. Benjamin Hurrell, ifadenin temel bir problem taşıdığına dikkat çekiyor:
"Ateş ve soğuk algınlığını aynı anda yaşayabilirsiniz. Böyle bir durumda soğuğu besleyip ateşi nasıl aç bırakabilirsiniz?"
Uzmanlara göre iyi beslenmek bağışıklık için temel bir unsur. Johns Hopkins University'den Dr. Geeta Sood, kronik yetersiz beslenmenin veya ciddi besin eksikliklerinin enfeksiyonlarla mücadeleyi zorlaştırdığını hatırlatıyor. Ancak besin ihtiyaçlarınızı karşılıyorsanız, Dr. Sood'un söylediğine göre, ister soğuk algınlığı ister daha ciddi bir hastalık olsun, hasta olduğunuzda yediklerinizin iyileşme sürenizde kayda değer bir fark yaratacağına dair "çok fazla güçlü bilimsel kanıt" yok.
Rush University Medical Center'dan aile hekimliği uzmanı Dr. Michael Hanak, hastalık dönemlerinde meyve ve sebze gibi besleyici gıdaların vücudun enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olabileceğini söylüyor. Özellikle ateş durumunda bu enerji ihtiyacı artıyor.
Ancak iştahın kapandığı dönemlerde kendini zorlamayı gerekli görmüyor: "Bir iki gün iştahınız yoksa yemek için kendinizi zorlamayın. Vücudunuz mevcut enerji depolarını kullanabilir. Çok zayıf hissediyorsanız tıbbi yardım alın."
Uzmanlara göre dikkat edilmesi gereken bir diğer durum yüksek kan şekeri. Dr. Sood, kontrolsüz diyabette bakterilerin kandaki glikozdan beslenip çoğalabileceğini, bunun da enfeksiyonlarla mücadeleyi zorlaştırdığını belirtiyor.
Hem soğuk algınlığında hem de ateşte uzmanların hemfikir olduğu bir nokta var: Susuz kalmamak.
Dr. Hanak, soğuk algınlığında mukus artışıyla ekstra sıvı kaybı yaşanabileceğini, bu nedenle günde 2–4 litre sıvı tüketilmesini öneriyor.
Dr. Sood ise ateş durumunda terleme veya ishal nedeniyle kaybedilen mineraller için elektrolit içeceklerinin kullanılmasını tavsiye ediyor.
Ateş 39,4 derecenin üzerindeyse ya da kalp hastalığı veya nöbet bozukluğu varsa, doktor kontrolü ve gerekirse ateş düşürücü ilaç öneriliyor.
"Çoğu zaman, iyileşirsiniz." diyor Dr. Hanak. "Soğuk algınlığı ve grip için en gerçekçi söz muhtemelen sadece şu olabilir: Zaman her yarayı iyileştirir."