Reykjavik yönetimi, Grönland'ın geleceğine ilişkin kararların yalnızca Grönland halkı tarafından verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Son dönemde Washington'un, Grönland'ın statüsüne ilişkin söylemlerini sertleştirmesi ve "askerî seçenek" dahil çeşitli senaryoların uluslararası basına yansıması, NATO içinde de tartışmalara yol açtı.
Diplomatik kaynaklara göre, Grönland'ın kontrolünün el değiştirmesi halinde Kuzey Atlantik'teki kritik savunma hattı olan GIUK Gap'in (Grönland–İzlanda–Birleşik Krallık) tamamen ABD'nin denetimine girmesi söz konusu olacak. Bu durumun, İzlanda'nın stratejik konumunu zayıflatabileceği ve ülkeyi iki büyük ABD askerî varlığı arasında bir lojistik merkez konumuna itebileceği değerlendiriliyor.
İzlanda hükümeti kamuoyuna açık açıklamalarında temkinli bir dil kullanırken, diplomatik çevrelerde bu senaryonun ciddi bir güvenlik riski olarak ele alındığı belirtiliyor.
Grönland'ın Danimarka ile ilişkilerinde belirleyici unsur olan ve "Bloktilskud" olarak adlandırılan yıllık yaklaşık 4 milyar Danimarka Kronu tutarındaki mali destek, adanın bütçesinin yarıdan fazlasını oluşturuyor.
2009 tarihli Öz-Yönetim Yasası, Grönland'a referandum yoluyla bağımsızlık hakkı tanısa da, bağımsızlık durumunda bu mali desteğin sona ereceği biliniyor. ABD'nin son dönemde gündeme getirdiği alternatif finansman ve gelir paylaşımı modellerinin, bu ekonomik bağımlılığı hedef aldığı değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre, ABD'nin Grönland'a yönelik ilgisinin temelinde nadir toprak elementleri yer alıyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) verileri, adada trilyon dolarlık rezerv potansiyeline işaret ediyor. Bu kaynakların, Çin'in küresel pazardaki hakimiyetini dengelemek açısından Washington için stratejik öneme sahip olduğu belirtiliyor.
2025 yılında Grönland'da yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, halkın yüzde 85'i ABD'nin Grönland üzerindeki girişimlerine karşı çıkıyor. Katılımcıların büyük bölümü, bağımsızlık ihtimali söz konusu olsa dahi Danimarka ile mevcut ilişkinin korunmasından yana görüş bildiriyor.
6 Ocak 2026'da Paris'te düzenlenen toplantıda Fransa, Almanya, Danimarka ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından imzalanan Grönland Egemenlik Bildirisi, ABD'ye yönelik diplomatik bir uyarı olarak değerlendirildi. Bildiride, Grönland'ın statüsünün pazarlık konusu yapılamayacağı vurgulandı.
İzlanda da bildiriyi imzalayan ülkeler arasında yer aldı. Reykjavik yönetimi, yaptığı değerlendirmelerde Arktik bölgesinin askerî rekabet alanına dönüştürülmesine karşı olduğunu yineledi.
Uzmanlar, Grönland kriziyle birlikte NATO içinde yeni bir kırılma hattının oluşabileceği ve Arktik bölgesinde uzun vadeli güvenlik dengelerinin değişebileceği görüşünde.
Grönland'ın geleceğine ilişkin diplomatik temasların önümüzdeki dönemde hız kazanması beklenirken, İzlanda'nın tutumunun bölgesel denge açısından kilit rol oynayacağı ifade ediliyor.