Ağustos ayında, CIA'den oluşan gizli bir ekip, Trump yönetiminin "narko-terörist" olarak tanımladığı Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro hakkında istihbarat toplamak amacıyla fark edilmeden Venezuela'ya girdi.
CIA ekibi, aylar boyunca ülkede kaldı ve başkent Caracas'ta iz bırakmadan hareket etti. Venezuela liderinin günlük rutinlerine ilişkin toplanan istihbarat; Maduro'ya yakın bir insan kaynağından elde edilen bilgiler ve gizlice havada uçurulan bir dizi görünmez drone ile birleştirildi. Böylece Maduro'nun günlük yaşamına dair en ince ayrıntılara kadar uzanan bir harita çıkarıldı.
Bu son derece tehlikeli bir görevdi. ABD Büyükelçiliği kapalı olduğu için CIA görevlileri diplomatik dokunulmazlık zırhı altında hareket edemiyordu. Buna rağmen operasyon büyük ölçüde başarılı oldu. Genelkurmay Başkanları Birliği Başkanı Orgeneral Dan Caine, düzenlediği basın toplantısında, ekip tarafından toplanan istihbarat sayesinde ABD'nin Maduro'nun nerelere gittiğini, ne yediğini ve hatta hangi evcil hayvanlara sahip olduğunu bildiğini söyledi.
Bu bilgiler, ardından gelen askeri operasyon açısından kritik önem taşıdı. Cumartesi günü şafak öncesinde gerçekleştirilen ve elit Kara Kuvvetleri Delta Force komandolarının katıldığı baskın, 2011'de Pakistan'da Usame bin Ladin'in öldürülmesinden bu yana ABD'nin en riskli askeri operasyonlarından biri olarak değerlendirildi.
Operasyon, ABD açısından can kaybı yaşanmadan, taktik olarak son derece hassas ve hızlı bir şekilde Maduro'nun ülkesinden çıkarılmasıyla sonuçlandı. Bu gelişme, Venezuela'ya yönelik ABD eylemlerinin hukuki dayanağı ve gerekçesi konusundaki geniş tartışmalar sürerken, Başkan Donald Trump tarafından övgüyle karşılandı.
Trump, "Kesin Çözüm Operasyonu" adı verilen müdahaleyi uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olarak gerekçelendirdi. Ancak Venezuela, küresel uyuşturucu ticaretinde diğer bazı ülkeler kadar büyük bir aktör değil. Yetkililer daha önce Kongre liderlerine, Venezuela'daki hedeflerinin rejim değişikliği olmadığını söylemişti. Trump da uzun süredir ABD'nin yabancı ülkeleri işgal etmesine karşı olduğunu dile getiriyordu.
Buna karşın Trump, cumartesi günü yaptığı açıklamada ABD'li yetkililerin Venezuela'nın yönetimini devraldığını ve ülkenin petrol altyapısının ABD tarafından yeniden inşa edileceğini ilan etti.
Geçmişte ABD'nin Panama'daki askeri müdahalesi ya da CIA'nin Küba'daki operasyonları gibi karmaşık ve sorunlu girişimlerin aksine, Maduro'nun yakalanmasına yönelik operasyonun neredeyse kusursuz olduğu, ayrıntılara hâkim birden fazla yetkili tarafından dile getirildi.
Operasyon öncesinde Delta Force komandoları, Müşterek Özel Operasyonlar Komutanlığı'nın Kentucky'de inşa ettiği, Maduro'nun yerleşkesinin birebir ölçeğinde oluşturulmuş bir makette defalarca prova yaptı. Çelik kapıları giderek daha kısa sürede patlayarak aşma tatbikatları gerçekleştirdiler.
Askeri birlikler günlerdir göreve hazır bekliyordu. Uygun hava koşulları ve sivil kayıpların en aza indirilebileceği bir zaman kollanıyordu. Artan gerilim ortamında Maduro, altı ila sekiz farklı mekân arasında sürekli yer değiştiriyor; ABD çoğu zaman onun nerede kalacağını ancak gece geç saatlerde öğrenebiliyordu. Operasyonun yapılabilmesi için, Maduro'nun eğitim yapılan hedef binada olduğunun kesinleşmesi gerekiyordu.
Baskından önceki günlerde ABD, bölgeye artan sayıda özel operasyon uçağı, elektronik harp uçakları, silahlı Reaper dronları, arama-kurtarma helikopterleri ve savaş uçakları sevk etti. Analistlere göre bu son takviyeler, artık sorunun "olup olmayacağı" değil, "ne zaman" olacağına işaret ediyordu.
Bu adımlar, Maduro üzerindeki baskıyı artırmaya ve onu yakalamaya yönelik baskına zemin hazırlamaya yönelik hamlelerin son halkasıydı. Bir hafta önce CIA, Venezuela'daki bir liman tesisine drone saldırısı düzenlemişti. ABD ordusu ise aylardır Karayipler ve doğu Pasifik'te hukuki açıdan tartışmalı bir operasyon yürütüyor; bu süreçte onlarca tekne imha edilmiş, en az 115 kişi hayatını kaybetmişti.
Trump'a göre Maduro, son günlerde olası bir ABD baskınını engellemek için Washington'a Venezuela petrolüne erişim teklif etti. ABD'li bir yetkili, 23 Aralık'ta sunulan bu teklifin Maduro'nun Türkiye'ye gitmesini öngördüğünü ancak Maduro'nun bu planı öfkeyle reddettiğini söyledi. Yetkiliye göre bu tutum, Maduro'nun ciddi olmadığını açıkça ortaya koydu. Görüşmelerin çökmesi, yakalama operasyonunun önünü açtı.
Venezuela yönetiminin, ABD'nin bir operasyon düzenleyeceğinden büyük ölçüde haberdar olduğu düşünülüyor. Ancak ordu, İran'ın nükleer tesislerine yönelik yaz aylarındaki saldırıda olduğu gibi "taktik sürprizi" korumaya büyük özen gösterdi.
Trump, 25 Aralık itibarıyla operasyona onay vermişti. Ancak kesin zamanlama, Pentagon ve özel operasyon planlamacılarına bırakıldı. Amaç, saldırı gücünün tamamen hazır olması ve sahadaki koşulların en uygun noktaya gelmesiydi.
ABD'li bir yetkiliye göre, operasyonun tatil döneminde yapılmasının tercih edilmesinin nedeni, birçok üst düzey Venezuela yetkilisinin izinde olması ve orduda ciddi sayıda personelin izinli bulunmasıydı. Mevsim normallerinin dışında seyreden kötü hava koşulları operasyonu birkaç gün erteledi. Bu hafta havanın düzelmesiyle birlikte komutanlar "hareketli bir zaman penceresi" üzerinden hedefleme yapmaya başladı. Trump, cuma gecesi saat 22.46'da nihai emri verdi.
Operasyon resmen cuma günü saat 16.30 sularında, bazı hava unsurlarının havalanması için ilk onayların verilmesiyle başladı. Ancak bu, tüm görevin kesinleştiği anlamına gelmiyordu. Önümüzdeki altı saat boyunca hava durumu ve Maduro'nun konumu dahil olmak üzere sahadaki koşullar yakından izlendi.
Trump, Florida'daki Mar-a-Lago kulübünde akşamını yardımcıları ve bakanlarla yemek yiyerek geçirdi. Danışmanları, nihai onay için saat 22.30 civarında kendisini arayacaklarını bildirdi. Trump telefonda onayı verdi, ardından tesis içindeki güvenli bir alanda üst düzey ulusal güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi.
Venezuela'da ise operasyon, Caracas'ın geniş kesimlerinde elektriği kesen bir siber saldırıyla başladı. Şehir karanlığa gömülürken, uçaklar, dronlar ve helikopterler fark edilmeden yaklaşabildi.
İnsansız hava araçları, savaş uçakları ve bombardıman uçakları dahil olmak üzere 150'den fazla askeri hava aracı, 20 farklı askeri üs ve donanma gemisinden kalkarak operasyona katıldı.
Hava unsurları Caracas'a ilerlerken, askeri ve istihbarat birimleri taktik sürprizin korunduğunu teyit etti: Maduro, operasyonun yaklaştığından haberdar edilmemişti.
Cumartesi sabahı erken saatlerde, ABD savaş uçaklarının radar ve hava savunma bataryalarını vurmasıyla Caracas'ta şiddetli patlamalar yankılandı. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler dramatik olsa da, bir ABD'li yetkili hedeflerin çoğunlukla radar sistemleri ve radyo iletim kuleleri olduğunu söyledi.
Üst düzey bir Venezuelalı yetkiliye göre saldırılarda, aralarında askerler ve sivillerin de bulunduğu en az 40 kişi hayatını kaybetti. Daha sonra konuşan Caine, savaş uçakları, bombardıman uçakları ve dronların Venezuela hava savunmasını imha ederek, özel kuvvetleri taşıyan helikopterler için güvenli bir koridor açtığını belirtti.
Hava savunması bastırılmış olmasına rağmen, helikopterler yerel saatle 02.01'de Maduro'nun yerleşkesine yaklaşırken ateş altına alındı. Caine, helikopterlerin "ezici güçle" karşılık verdiğini söyledi. Helikopterlerden biri isabet aldı; iki ABD'li yetkili, operasyon boyunca yaklaşık altı askerin yaralandığını açıkladı.
Maduro'yu yakalamakla görevli Delta Force timi, Venezuela'nın en iyi korunan askeri üslerinden birinde bulunan hedefe, 160. Özel Operasyon Havacılık Alayı'na ait, özel olarak modifiye edilmiş helikopterlerle ulaştırıldı.
Yere indikten sonra Delta Force binayı hızla tarayarak Maduro'yu aradı. Yaklaşık 2 bin kilometre uzakta, Mar-a-Lago'daki bir odada Trump ve kilit yardımcıları, uçaklardan birine yerleştirilen kameralar sayesinde baskını anbean izledi.
Trump daha sonra, "Bunu kelimenin tam anlamıyla bir televizyon programı izler gibi izledim," diyecekti.
Florida'da operasyonu takip eden Trump'ın eş zamanlı olarak izlediği baskında, Delta Force binaya patlayıcıyla girdi. ABD'li bir yetkili, kapının patlatılmasından sonra özel kuvvetlerin Maduro'nun bulunduğu noktaya ulaşmasının üç dakika sürdüğünü söyledi.
Trump'a göre, özel kuvvetler Maduro'nun odasına ulaştığında, Maduro ve eşi çelikle güçlendirilmiş bir odaya kaçmaya çalıştı ancak ABD askerleri tarafından durduruldu. "Güvenli bir yere ulaşmaya çalışıyordu," diyen Trump, kapının son derece kalın ve ağır olduğunu ancak kapatmayı başaramadığını söyledi.
Binaya girişten yaklaşık beş dakika sonra Delta Force, Maduro'nun gözaltına alındığını bildirdi.
Operasyona, Maduro'nun kendini güvenli bir odaya kilitlemesi ya da teslim olmayı reddetmesi ihtimaline karşı bir FBI rehine müzakerecisi de eşlik ediyordu. Ancak buna gerek kalmadı. Delta timleri, Maduro ve eşini hızla helikopterlere bindirdi. Yerel saatle 04.29'da çift, Karayipler'de Venezuela kıyılarının yaklaşık 160 kilometre açığında konuşlu bulunan USS Iwo Jima savaş gemisine nakledildi.
Buradan Guantánamo Körfezi'ndeki ABD Deniz Üssü'ne götürülen Maduro için FBI'a ait bir Boeing 757 uçağı hazır bekliyordu. Uçak, Maduro'yu New York'un kuzeyindeki askeri kontrol altındaki bir havaalanına taşıyacaktı.
Trump, özel kuvvetler Venezuela hava sahasından çıkıp okyanus üzerine ulaşana kadar operasyonu izlemeyi sürdürdü. Başkan, ABD'nin gerekirse Venezuela'ya yönelik ikinci bir saldırı dalgasına hazır olduğunu, ancak buna ihtiyaç duyacağını sanmadığını söyledi. Diğer Venezuelalı liderlere de uyarıda bulunan Trump, gerekirse onların da peşine düşebileceğini ifade etti.