Tarih: 12.01.2026 15:38

Milliyet çalışanları 36 yıl sonra aynı masada

Facebook Twitter Linked-in

1988 — Antalya

Daktilo sesleri, kararan film ruloları, akşam baskısına yetişme telaşı…
Milliyet Gazetesi Antalya Bürosu'nda aynı masayı paylaşan beş gazeteci, mesleğin hâlâ "kamu yararı" demek olduğu yıllarda birlikte çalışıyordu.

2026 — Aynı şehir, farklı bir zaman.

Aradan 36 yıl geçti. Gazetecilik değişti, medya değişti, Türkiye değişti. Ama o masa hafızalarda hâlâ duruyordu.

 

10 Ocak'ta bir buluşma

 

Yakup Özyıldız (Büro Şefi)
Cem Çon
Deniz Akgün
Nihat Toklu
Mahmut Üründül

Beş isim, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle bir araya geldi. Bu bir "nostalji" buluşması değildi sadece. Aynı zamanda bir meslek muhasebesiydi.

 

Tanıklık 1 | "Bu meslek bayramla değil mücadeleyle anılır"

 

Gazeteci Mahmut Üründül, söze tarihle girdi:

"24 Temmuz, sansürün kaldırıldığı gündür. 1948'de Basın Bayramı ilan edildi. 1971'den sonra ise adı doğru şekilde kondu: Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü. Çünkü bu ülkede basın hiçbir zaman sadece bayram yapmadı."

 

Tanıklık 2 | "Gazetecilik zor iş değil, ağır iştir"

 

Üründül'e göre gazetecilik, romantize edilecek bir meslek değil:

"Yeraltında çalışan kömür madencilerinden sonra en zor ikinci meslek gazeteciliktir. Kış yok, yaz yok. Can güvenliği yok, ekonomik güvence yok. Ama kamu vicdanına karşı sorumluluk var."

Masadaki herkes başını sallıyor. Bu cümleler yabancı değil.

 

Tanıklık 3 | "Gazeteci eğilmez"

 

Söz sertleşiyor, ses tonu değişiyor:

"Bir gazeteci eğilmez, bükülmez. Eller kanar, dizler çürür, yürek yorulur… Ama doğru yoldan dönülmez. Çünkü bu meslek bayrak yarışıdır. Eğilen, o bayrağı yere düşürür."

 

36 yılın özeti

 

Gazetecilik hâlâ kamu adına yapılması gereken bir iş.

Basın özgürlüğü hâlâ talep edilen, tam olarak sağlanamayan bir hak.

Gazeteciler hâlâ baskı, güvencesizlik ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Ama hâlâ dik durmanlar var.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —