Tarih: 24.01.2026 19:11

Türkiye Cezaevlerinde Aşırı Doluluk Alarmı

Facebook Twitter Linked-in

Sivil toplum kuruluşları, kapasitenin çok üzerinde mahkum barındırılan cezaevlerinde koşulların giderek kötüleştiğini ve temel hak ihlallerinin arttığını belirtiyor.

İstanbul merkezli Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CISST), bazı mahkumların yatak paylaşmak zorunda kaldığını, kimilerinin yerde uyuduğunu ve tuvalet, duş ile hijyen malzemelerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşandığını açıkladı. Dernek, aşırı doluluğun sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırdığını, bunun da anksiyete, saldırganlık ve tükenmişlik gibi sorunlara yol açtığını vurguladı.

Durumun özellikle kadınlar, küçük çocuklu anneler, yaşlı ve hasta mahkumlar açısından daha ağır sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. CISST, İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi'nde alan darlığı nedeniyle tutukluların zaman zaman ortak alanlarda uyumak zorunda kaldığına dikkat çekti.

Son dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İBB yönetimine yönelik soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan bazı kişilerin cezaevinde dönüşümlü şekilde uyuduğuna ilişkin haberler de kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Avrupa Konseyi verileri: Türkiye ilk sıralarda

Avrupa Konseyi verilerine göre Türkiye, 2024 yılında 100 bin kişide 356 tutuklu oranıyla Avrupa'daki ülkeler arasında en fazla mahkuma sahip ülkelerden biri oldu. Almanya'da ise bu oran 100 binde 71 olarak kaydedildi.

Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre 2026 yılı başı itibarıyla cezaevlerinde 402 binden fazla mahkum bulunuyor. Türkiye genelindeki 403 cezaevinin toplam kapasitesinin ise yaklaşık 305 bin kişi olduğu bildiriliyor. Uzmanlar, personel yetersizliğinin de sorunları derinleştirdiğine dikkat çekiyor.

Yeni cezaevleri tartışması

Hükümetin aşırı doluluk sorununa çözüm olarak 2027'ye kadar 11 ilde yeni cezaevleri inşa etmeyi planladığı ifade ediliyor. Ancak CISST, yeni cezaevlerinin kalıcı çözüm olmadığını, mevcut cezalandırma politikalarını pekiştirdiğini savunuyor. Dernek, yargı reformlarında alternatif yaptırımlar öngörülmesine rağmen tutuklama ve hapis cezalarının hâlâ yaygın biçimde uygulandığını belirtiyor.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —