Yaşam savunucuları, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 zirvesine karşı harekete geçti. Halkların İklim Zirvesi Meclisi tarafından Çevre Mühendisleri Odası’nda düzenlenen basın açıklamasında, 15-18 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek “Halkların İklim Zirvesi” için katılım çağrısı yapıldı.
Açıklamada, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen COP süreçlerinin küresel iklim krizine çözüm üretmekten uzaklaştığı savunularak, bu toplantıların devletler ve şirketler arasında pazarlık alanına dönüştüğü ifade edildi. Bu nedenle alternatif bir zemin oluşturma ihtiyacının doğduğu vurgulandı.
“Halkların İklim Zirvesi, COP31 ile eşzamanlı olarak ve aynı kentte, resmi zirvelerde sesi duyulmayanların sözünü kurmak amacıyla ortaya çıkmıştır” denilen açıklamada, yaşam savunucularının sürecin pasif izleyicisi olmayacağı belirtildi.
Ekolojik krizin doğal bir süreç olmadığına dikkat çekilen açıklamada; fosil yakıt temelli üretim modeli, endüstriyel tarım, sınırsız büyüme anlayışı ve küresel eşitsizliklerin bu krizin temel nedenleri olduğu ifade edildi. Bilimsel uyarılara rağmen karbon emisyonlarının artmasının “bilinçli siyasal tercihlerin sonucu” olduğu savunuldu.
Açıklamada ayrıca, doğayla tahakküme dayanmayan ilişkiler kuran, dayanışmacı ekonomi modellerini güçlendiren ve halklar arasında adalet temelli bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bir mücadele hattının gerekliliği vurgulandı.
Metin, ekolojik yıkıma karşı sözünü ve emeğini ortaya koymak isteyen herkese çağrıyla sona erdi. 15-18 Kasım’da düzenlenecek zirvede, COP süreçlerinde sesi duyulmayan kesimlerin kendi sözlerini kurabilmesi için kolektif iradenin büyütülmesi istendi.