Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Diş Beyazlatmada Doğru Sanılan 7 Büyük Yanlış
Tarih: 01.01.2026 13:16 Güncelleme: 01.01.2026 13:16

Diş Beyazlatmada Doğru Sanılan 7 Büyük Yanlış

Uzmanlar, diş beyazlatma hakkındaki yaygın yanlış inanışlara dikkat çekiyor. İşlemin kalıcı olmadığını, hassasiyetin geçici olduğunu ve kontrolsüz doğal yöntemlerin risk taşıdığını vurguluyorlar.

Gazete Gündem

Diş beyazlatma, estetik kaygılarla sıklıkla başvurulan bir işlem olsa da, toplumda bu konuda pek çok yanlış inanış bulunuyor. Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, bu yanlışların doğrularını ve işlemin güvenli sınırlarını anlatıyor.

Mineye Zarar Vermiyor, Hassasiyet Geçici

İSTANBUL (İGFA) - Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatmanın diş minesine kalıcı zarar vermediğini belirtiyor. Bilimsel çalışmalar, uygun koşullarda yapılan işlemlerin mine yapısını bozmadığını gösteriyor. İşlem sonrası görülebilen hassasiyetin ise genellikle 24-72 saat içinde geçtiğini ve kontrol altına alınabildiğini vurguluyor.

Kalıcı Değil, Etkisi Korunabilir

Diş beyazlatmanın kalıcı bir çözüm olmadığının altını çizen Yıldırım, "Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli hijyen ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir" diyor. Çay, kahve ve sigara gibi faktörlerin zamanla beyazlıkta azalmaya yol açabileceğini ekliyor.

Herkes İçin Aynı Sonuç Beklenmemeli

Beyazlatma etkisinin kişiden kişiye değiştiğini ifade eden Yıldırım, doğal diş rengi, leke tipi ve yaş gibi faktörlerin sonucu doğrudan etkilediğini söylüyor. Dolgu ve kaplama gibi restoratif materyallerin ise beyazlatmadan etkilenmediğini hatırlatıyor.

Kontrolsüz 'Doğal' Yöntemlere Dikkat

Limon veya karbonatla diş fırçalama gibi evde uygulanan kontrolsüz yöntemlerin riskli olduğuna dikkat çeken Yıldırım, bu uygulamaların diş minesine kalıcı zarar verebileceğini, hassasiyete ve daha hızlı renklenmeye yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle kesinlikle önerilmediklerini vurguluyor.

Kimler İçin Uygun Değil?

Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, diş beyazlatmanın 18 yaş altındaki bireylere genellikle önerilmediğini, hamilelik ve emzirme dönemlerinde ise farklı tedavi seçeneklerinin tercih edilebileceğini ifade ediyor. İşlemin mutlaka hekim kontrolünde, önerilen doz ve randevu sayısıyla yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Yorum