Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Erdoğan Sonrası: Halef Tartışması mı, Rejim Tartışması mı?
Tarih: 16.01.2026 16:04 Güncelleme: 16.01.2026 16:07

Erdoğan Sonrası: Halef Tartışması mı, Rejim Tartışması mı?

Türkiye’de siyaset, artık yalnızca bugünü değil, 2028 sonrasını da konuşmak zorunda. Çünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görev süresi, anayasal sınırlar gereği teknik olarak sona eriyor.

Gazete Gündem

The Economist’in son analizi, bu kritik eşiği dış gözle ve soğukkanlı bir dille ele alıyor. Yazının satır aralarında asıl tartışmanın “kim kazanır?” sorusundan çok daha derin olduğu görülüyor: Erdoğan sonrası AKP ayakta kalabilir mi? Erdoğan’sız Erdoğan sistemi yürüyebilir mi?

Dergi, kapalı kapılar ardında dört ismin öne çıktığını aktarıyor: Selçuk Bayraktar, Süleyman Soylu, Hakan Fidan ve Bilal Erdoğan. Listeye bakıldığında, liyakat, güç, aile bağları ve devlet içi denge unsurlarının birbirine karıştığı bir tablo ortaya çıkıyor. Ancak bu yarışın kâğıt üzerinde değil, fiilen Erdoğan’ın işaretiyle sonuçlanacağı da herkesin malumu.

Analizde en güçlü özgeçmişe sahip isim olarak Hakan Fidan öne çıkarılıyor. Devletin güvenlik mimarisinden gelen, diplomasinin merkezinde yer alan ve kriz masalarında yetişmiş bir figür. Ancak siyaset yalnızca özgeçmişle yürümüyor. Türkiye’de iktidar, bir liderlik karizması, bir duygusal bağ ve bir sembolik güç meselesi.

Bilal Erdoğan ise tartışmanın en kritik ve en hassas başlığı. Resmi bir görevi olmamasına rağmen siyasette giderek daha görünür hâle gelmesi, yurtdışı temaslarda yer alması ve kamuoyunda “halef” olarak konuşulması, yalnızca bir kişi meselesi değil; bir rejim meselesidir. Çünkü burada tartışılan şey bir siyasi partinin liderliği değil, bir iktidarın aile içi devri ihtimalidir.

Ve tam da bu noktada toplumun hassasiyeti devreye giriyor. Economist’in aktardığı anket ve akademik görüşler, AKP seçmeninin dahi “iktidarın bir aile işi hâline gelmesine” mesafeli olduğunu gösteriyor. Bu, yalnızca muhalefetin değil, iktidar tabanının da sınır çizdiği bir alan.

Ekonomi ise bu tartışmanın arka planındaki en sert gerçek. Yüksek faiz, ağır vergiler, kemer sıkma politikaları ve hâlâ yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyon, siyasal sadakati aşındırıyor. Erdoğan, tüm bu tabloya rağmen hâlâ güçlü bir liderlik meşruiyetine sahip olabilir. Ancak halefinin böyle bir sermayesi olmayacak.

Sonuç olarak, Türkiye yalnızca bir isim değişimini değil, bir dönemin kapanıp kapanmayacağını tartışıyor. Erdoğan sonrası dönem, yalnızca AKP’nin değil, Türkiye siyasetinin de yeniden şekilleneceği bir eşik olacak. Bu nedenle soru şu: Erdoğan sonrası bir lider mi gelecek, yoksa Erdoğan’sız bir Erdoğan sistemi mi kurulmaya çalışılacak?

Yorum