41 yaşındaki biyofizikçi, The New York Times’a verdiği röportajda, Pekin’de devlet destekli bir araştırma merkezinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Pasaportuna el konulduğu için Çin dışına çıkamayan He, faaliyetlerine ülke içinde devam ettiğini söyledi.
Kimliğini açıklamak istemeyen bir finansal destekçi tarafından sağlanan bir dairede, bir koruma eşliğinde yaşadığını belirten He, gen düzenleme alanında kendisi gibi sınırları zorlayan araştırmacılara yönelik ilginin arttığını ifade etti.
He Jiankui’nin 2018 yılında embriyolar üzerinde yaptığı gen düzenleme deneyleri sonucunda ikiz kız çocukları ve daha sonra başka bir çiftten üçüncü bir bebeğin dünyaya gelmesi, uluslararası kamuoyunda büyük tepkiyle karşılanmıştı. Bu deneyler, gen düzenlemenin güvenliği ve uzun vadeli sağlık etkileri konusunda ciddi etik tartışmalara yol açmıştı.
Çalışmalarının “daha zeki bebekler” üretmeye yönelik olmadığını savunan He, “Bunu zekâ artırımı için kullanan biri olursa, o bilim insanını hapse atın” ifadelerini kullandı. Deneylerinin amacının, bebekleri HIV enfeksiyonuna karşı dirençli hale getirmek olduğunu söyledi.
He, Pekin’deki laboratuvarında gen düzenleme araştırmalarına yeniden başladığını, annesinde görülen Alzheimer hastalığı ile Duchenne musküler distrofi (DMD) gibi kalıtsal hastalıkların önlenmesine odaklandığını belirtti. Şu anda yalnızca fareler üzerinde deney yaptığını ve insanlar üzerinde herhangi bir çalışma yürütmediğini de ekledi.
Uzmanlar, Crispr-Cas9 tekniğiyle embriyolar üzerinde gen düzenlemenin teknik olarak zor olmadığını, ancak embriyoların rahme yerleştirilerek doğumun sağlanmasının ciddi etik, hukuki ve jeopolitik sonuçlar doğurduğunu vurguluyor.
He ise Çin biyoteknolojisinin, etik kurullar ve düzenleyici sınırlamalar nedeniyle kendisine göre daha yavaş ilerleyen ABD’deki araştırmalara kıyasla çok daha hızlı geliştiğini savundu.