Barrack, “Şam artık IŞİD’in gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye istekli ve hazır olduğundan, SDG’nin sahadaki başlıca IŞİD karşıtı güç olarak çıkış amacı büyük ölçüde sona ermiştir” ifadelerini kullandı.
Barrack, X hesabından yaptığı paylaşımda, Suriye’deki Kürtler için en büyük fırsatın, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümetin yönetimindeki Esad sonrası geçiş sürecinde bulunduğunu belirterek, bu sürecin birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon, vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım için bir yol sunduğunu vurguladı.
“O dönemde iş birliği yapılacak merkezî bir devlet yoktu”
Barrack, ABD’nin kuzeydoğu Suriye’deki askeri varlığının tarihsel olarak IŞİD’e karşı ortaklık temelinde gerekçelendirildiğini belirtti. SDG’nin 2019 yılına kadar IŞİD’in halifeliğini yenilgiye uğratmada en etkili kara ortağı olduğunu ifade eden Barrack, o dönemde iş birliği yapılabilecek işlevsel bir merkezi Suriye devletinin bulunmadığını, Esad rejiminin zayıf, tartışmalı ve İran ile Rusya ittifakları nedeniyle güvenilir bir ortak olmadığını söyledi.
“Durum temelden değişti”
Barrack, bugün Suriye’nin, IŞİD’le Mücadele için Küresel Koalisyon’a katılan tanınmış bir merkezi hükümete sahip olduğunu ve bunun terörle mücadelede ABD ile iş birliği mesajı verdiğini belirterek, bu durumun ABD-SDG ortaklığının gerekçesini değiştirdiğini kaydetti.
ABD’nin son dönemdeki çabalarına da değinen Barrack, 18 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasının güvence altına alınması için Suriye hükümeti ve SDG liderliği ile kapsamlı görüşmeler yürütüldüğünü söyledi. Anlaşmanın, SDG militanlarının bireysel olarak ulusal orduya entegrasyonunu, önemli altyapıların (petrol sahaları, barajlar, sınır geçişleri) devrini ve IŞİD hapishaneleri ile kamplarının kontrolünün Şam’a geçmesini öngördüğünü aktardı.
Barrack, ABD’nin Suriye’de uzun vadeli askeri varlık hedefi olmadığını vurgulayarak, önceliklerinin IŞİD kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ayrılıkçılığı ya da federalizmi teşvik etmeden ulusal birliği güçlendirmek olduğunu söyledi.
“Kürtler için eşsiz bir fırsat”
Barrack, bu sürecin Kürtler için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirterek, yeni Suriye devletine entegrasyon, tam vatandaşlık hakları, Kürt dilinin ve kültürünün anayasal olarak korunması, Kürtçe eğitim ve Nevruz’un ulusal bayram olarak tanınması gibi kazanımların mümkün olduğunu ifade etti. Bu hakların, iç savaş koşullarında elde edilen yarı özerklikten çok daha ileri düzeyde olduğunu söyledi.
Olası risklere rağmen ABD’nin Kürt haklarının korunması ve IŞİD’e karşı iş birliğinin sürmesi için baskı yaptığını vurgulayan Barrack, entegrasyonun Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için en güçlü fırsat olduğunu kaydetti.
Barrack son olarak, ABD’nin Suriye’deki önceliklerinin, SDG tarafından korunan IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevi tesislerinin güvenliğini sağlamak ve SDG ile Suriye hükümeti arasında görüşmeleri kolaylaştırarak barışçıl entegrasyonu desteklemek olduğunu ifade etti.