Suriye’de merkezi hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 18 Ocak’ta imzalanan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması, Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğurdu. Anlaşma kapsamında SDG’nin Fırat Nehri’nin batısındaki bölgelerden çekilmesi, Ankara’nın Suriye politikasında öncelik verdiği hedeflerden birinin gerçekleşmesi olarak yorumlandı.
Türkiye, Suriye’de 8 Aralık 2024’te 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesinin ardından ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve sınır güvenliğinin sağlanmasını öncelikli gündem maddeleri arasında tutuyordu. Ankara, söz konusu anlaşmayla bu doğrultuda kritik bir adım atıldığını değerlendiriyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aralık ayında yaptığı açıklamalarda, SDG’nin Şam yönetimiyle 10 Mart 2025’te varılan mutabakata uymaması halinde Suriye yönetiminin güç kullanmak zorunda kalabileceğini ifade etmişti.
Suriye hükümeti ile omurgasını Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG arasında uzun süredir devam eden gerilim, 6 Ocak’ta Halep ve çevresinde sıcak çatışmaya dönüşmüştü. Son iki hafta içerisinde Ankara ile Şam arasındaki temaslar, dışişleri ve savunma bakanlıkları ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) aracılığıyla yoğun şekilde sürdürüldü.
Türkiye, bu süreçte ABD ile de yakın temas kurdu. Dışişleri Bakanı Fidan, 13 Ocak’ta ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Ankara, söz konusu anlaşmanın uygulanmasının hem Suriye’nin istikrarı hem de Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından yakından izleneceğini vurguluyor.