Hadi bir an Sarıkamış’a gidelim.
Hal binasını geçip Belediye Caddesi’nden aşağı doğru inerken sol tarafta dar uzun bir dükkan vardı, hatırlar mısınız, bir müzik market.
Kasetlerin gözde olduğu dönemden söz ediyorum tabii ki.
Rüştü Kaya amcamızın iki evladı Mustafa ağabey ve kardeşi Murat dururdu o dükkanda.
Önünden geçerken selamlaşır hal hatır sorardık birbirimize.
O dar uzun dükkanın önünde yeni çıkan kasetlerin çalındığı iki büyük kolon dururdu, o kadar nezih insanlardı ki o iki kolondan yükselen ses asla kulakları tırmalamaz aksine mest ederdi insanları.
Oradan özellikle ağır çekim geçerdim, biraz daha müzik dinleyeyim biraz daha kulaklarımın pası silinsin diye.
Ahmet Kaya’nın varlığını ve o muhteşem şarkılarını ilk kez Mustafa ağabey ve Murat sayesinde tanımış bilmiş ve hayran olmuştum.
Nasıl mı?
Bir sabah yine oradan geçiyordum, kolonlardan bir başka ses yükseliyordu bu kez, kulak kesildim ses insanın yüreğine dokunuyordu.
Hele şarkı aralarında okuduğu şiirler.
Yusuf Hayaloğlu’nun adını ilk kez orada duymuştum.
O şiirlerin çoğunun sahibi o idi.
Şu dağlarda kar olsaydım, giderim’ ve daha neler neler.
“Kim bu?” diye sormuştum, “Ahmet Kaya” demişti Murat.
Sevgili Murat her dükkanın önündeki tabureye buyur ettiğinde kulaklarımda yankılanan Ahmet Kaya’nın sesi ve duygusuyla kendimden geçerdim.
Kimse konuşmazdı, sadece Ahmet Kaya söyler ve şiir okurdu.
Biz ise tabiri caizse pert olurduk.
Aradan çok yıllar geçti.
İstenmeyen bir şeyler yaşandı ve Ahmet Kaya gurbette öldü.
Ahmet Kaya sevgisi ve hayranlığını ondan öğrendiğim protest folk müziğin güçlü sesi Sevgili Murat Kaya, bir söz yazdı ve şarkı yaptı Ahmet Kaya’nın ardından.
‘Ahmedim’ diye.
Ahmedim
Sözüm yanık tarihim kör
Kara zindan bir cümle
Uçurumlar arasından
Geçiyorum gör beni
Ahmedim Ahmedim
Sana ben can dedim
Canıma karlar yağıyor
Gece yanık sabır nankör
Zaman kurşun ahenge
Vardiyalar içindeyim
Kusum kusum aşk beni
Gece yanık sabır nankör
Zaman kurşun ahenge
Vardiyalar içindeyim
Kusum kusum aşk beni
Ahmed’im Ahmed’im
Sana ben can dedim
Canıma karlar yağıyor
Dilime tohum düştü
Türkü dolanıyor
Sesine sesim ağlıyor.
Murat Kaya – Ahmedim (Official Audio)
https://www.youtube.com/watch?v=G0W61LaxlC8
Şarkıyı ilk kez Selda okudu.
Şarkı patladı ve dillere pelesenk oldu.
Biz kendi değerimize kör bakarız, çoğumuz o şarkının hemşehrimiz canımız değerimiz Murat Kaya’ya ait olduğunu bilmedik, merak etmedik ve umurumuzda olmadı ne yazık ki.
Gurur duymadık Murat’ımızla.
Oysa müzik otoriteleri Murat Kaya üstada hakkını teslim etti, övgüler dizdi.
Biz ise bu eserin Sarıkamışlı hemşehrimize ait olduğunu dahi bilmedik.
Niye bilelim ki!
Murat Kaya memleketine hasreti ve kendi tabiriyle borcunu ödeyebilmek için bir Sarıkamış Senfonik eser besteledi.
Ona da kör baktık, Sarıkamış’a davet dahi etmedik, bir teşekkür plaketini çok gördük.
“Ulan senfonik eseri dedeniz mi görmüş, dinlemişti” demekten kendini alamıyor insan.
Yazık.
Murat KAYA – Sarıkamış | Senfonik
https://www.youtube.com/watch?v=ANCqDJ3LHlY
Sevgili Murat önceki hafta Ahmet Kaya’nın ölüm yıldönümünde Ahmedim adlı eserini bu kez o davudi sesiyle kendi seslendirdi ve bir tekli albüm yaptı.
Dinledikçe Sarıkamış’a, o müzik marketin önüne, Murat canın ve Mustafa ağabeyin mütebessim çehresiyle bana baktığı günlere gidiyorum.
Gururumuzsun, sen üretmeye, marka olmaya devam edeceksin biliyorum Murat Hocam.
Selam olsun güzel yüreğine.

Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.