Günün Yazısı


Bahçeli’nin “İmralı’ya Giderim” Resti: İttifakın Çatlak Sesleri ve Sessiz Krizin Yükselişi

Bahçeli’nin “İmralı’ya Giderim” Resti: İttifakın Çatlak Sesleri ve Sessiz Krizin Yükselişi

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında sarf ettiği,
“Gerekirse üç arkadaşımı alır, kendi imkânlarımızla İmralı’ya giderim”
sözleri, Türkiye siyasetinin son yıllarda duyduğu en yüksek tonda uyarılardan biri olarak kayda geçti. Bana göre bu cümle, sadece sert bir çıkış değil; iktidar bloğunun artık gizlenemeyen çatırdamasının dışa vurumu.

Bu Çıkış Bir Siyasi Restten Daha Fazlası.

Bahçeli’nin siyasetindeki sert çıkışlar yeni değil. Ancak bu kez hedef, muhalefet ya da dış bir aktör değil; doğrudan Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı olan AK Parti.

Bu nedenle bu söz, aslında şu anlama geliyor:
“Eğer sizin yürütmediğiniz ya da yönetemediğiniz dosyalar ülkeyi kilitliyorsa, bunun bedelini MHP’ye ödetemezsiniz.”

Bu, ittifak içinde ilk büyük kırılma sinyali.

“Üç Maymunu Oynamayın” Mesajı: Sessiz Tepkinin Yüksek Sesle İtirafı

Bahçeli’nin “Herkes üç maymunu oynuyorsa ben oynamam” ifadesi, aslında ittifakın kendi içindeki donmuş meseleleri işaret ediyor.

Bu cümle bir politikacı refleksi değil, bir sabır tükenişi.
Biriken rahatsızlığın özet hali gibi:

  • Sorunlar çözülmüyor,
  • Gündem yönetilemiyor,
  • Dosyalar sürüncemede kalıyor,
  • Ve bunun sorumluluğu MHP’nin omuzlarına yıkılıyor.

Bahçeli bu yükten sıkıldığını açıkça ilan ediyor.

AK Parti’ye Açık Bir Baskı: 'İnisiyatif Benimse Ben Alırım'

Cumhur İttifakı’nın uzun süredir görünmez bir gerilim hattı taşıdığı biliniyordu. Ancak bu gerilim, ilk kez bu kadar doğrudan ifade edildi.

Bahçeli’nin resti, özetle şöyle okunmalı diye düşünüyorum:
“Eğer siyasi cesareti siz gösteremiyorsanız, hesap veren biz olmak zorunda değiliz.”

İmralı meselesi üzerinden verilen bu mesaj, aslında çok daha geniş bir alanı kapsıyor:

  • Ekonomideki topyekün memnuniyetsizlik,
  • Yargı dosyalarındaki tıkanıklık,
  • Güvenlik politikalarındaki belirsizlik,
  • Kurumların giderek zayıflaması.

Bahçeli’nin sözleri, ittifakın bu yüklerin altında ezildiğini hatırlatma çabasıdır.

İttifakın Geleceği: Çözülme Mi, Zoraki Devam mı?

Bu çıkışın yarattığı en önemli soru şu:
Bu bir kopuşun habercisi mi, yoksa masada sert bir pazarlık başlangıcı mı?

MHP, ittifakın taşıyıcısı değil; dengeleyicisi olarak konumlanmış bir parti.
Eğer AK Parti, Bahçeli’nin işaret ettiği tıkanmalara kayıtsız kalırsa,

  • İttifak içindeki soğukluk büyür,
  • Kriz görünür hâle gelir,
  • Ve bu defa geri dönüşü zor bir süreç başlar.

Çünkü Bahçeli'nin bu çıkışı, sıradan bir sert söz değil; müttefikine yönelik bir siyasi uyarı notu.

Sonuç: Bir Cümle, Biriken Rahatsızlığın Aynasıdır

“İmralı’ya giderim” çıkışı, siyasetteki türbülansın tek başına nedeni değil;
tam aksine, bir süredir biriken rahatsızlıkların sonucu.

Bu cümleyle Bahçeli:

  • Sizin ertelediklerinizin faturası bize çıkıyor,
  • Biz susarak bedel ödemeye devam etmeyiz,
  • Gerekiyorsa taşın altına biz değil, siz elinizi koyun
    demiş oluyor.

Türkiye siyaseti bazen tek bir cümleyle sarsılır. Bahçeli’nin bu cümlesi, işte tam olarak böyle bir cümle diye düşünüyorum.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

19.11.2025 18:48:00