Günün Yazısı


Balıkçı barınağında hukuk mu, kayyum mu?

Mahkemeler kooperatifleri haklı buldu, ancak kayyum yönetimi hâlâ görevde. Yangınlar, batan tekneler ve baskı iddialarıyla zor günler geçiren balıkçılar, “Hukuk uygulanmalı, barınak gerçek sahiplerine teslim edilmeli” diyerek tepki gösterdi.

Antalya Balıkçı Barınağı’nda yaşananlar, Türkiye’de son yıllarda sıkça tartışılan “kayyum yönetimi” meselesinin deniz kıyısındaki en somut örneklerinden biri haline gelmiş durumda. 

Yaklaşık bir buçuk yıldır süren yönetim krizi, sadece idari bir tartışma olmaktan çıkmış; ekmeğini denizden kazanan yüzlerce balıkçının hayatını doğrudan etkileyen bir sorun haline dönüşmüş durumda.

Antalya’nın en önemli balıkçılık merkezlerinden biri olan bu barınak, yalnızca kentteki balıkçılara değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen deniz emekçilerine de sığınak sağlıyor. Yaklaşık 400 balıkçının aktif olarak kullandığı bu alan, ekonomik ve sosyal açıdan büyük bir öneme sahip. 

 

 

Ancak bugün bu barınak, üretim ve dayanışmanın merkezi olmaktan çok, hukuki tartışmaların ve yönetim krizinin simgesi haline gelmiş görünüyor.

Sorunun başlangıcı, barınağın işletmesini yürüten iki su ürünleri kooperatifinin kiracılık statüsünün tartışmaya açılmasıyla oldu. 

İddialara göre Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı idare, kooperatiflerin kiracılık vasfını kaybettiğini öne sürerek süreci başlattı ve ardından kayyum ataması yapıldı. Ancak kooperatifler bu karara karşı yargıya başvurdu ve mahkemeler, kooperatiflerin kiracılık haklarının devam ettiğine hükmetti.

Bu karar tek başına da değil.

Kooperatif yönetimine yönelik yolsuzluk iddialarıyla başlatılan soruşturmalar takipsizlikle sonuçlandı. 

Genelgelere uyulmadığı iddiasıyla açılan davalarda da kooperatifler haklı bulundu. Yani üç ayrı hukuki süreçte, üç ayrı kararla kooperatiflerin lehine sonuçlar ortaya çıktı.

Tam da bu noktada, hukuk devleti ilkesinin en temel sorusu ortaya çıkıyor: Mahkeme kararları uygulanmayacaksa, hukuk ne için var?

CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı’nın balıkçı barınağında yaptığı açıklama bu sorunun altını çiziyor. Arı’ya göre kayyum yönetiminin devam etmesi, mahkeme kararlarına rağmen sürdürülen bir fiili durum anlamına geliyor. 

Üstelik iddialar bununla sınırlı değil.

Barınağa gelen kişilerin kimlik bilgilerinin alınması ve balıkçılar üzerinde baskı oluşturulduğu yönündeki iddialar, meselenin yalnızca idari değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlükler boyutuna da taşındığını gösteriyor.

Balıkçıların anlattıkları ise sorunun başka bir yüzünü ortaya koyuyor. 

Kayyum yönetimi süresince barınakta güvenlik zafiyetleri yaşandığı, yangın söndürme sistemlerinin çalışmadığı ve güvenlik kameralarının devre dışı kaldığı iddia ediliyor. Kasım 2025’te üç teknenin yanması ve Şubat 2026’da bir teknenin batması, bu iddiaları daha da ağırlaştıran gelişmeler oldu. Bu tekneler, sahipleri için sadece bir araç değil; ailelerinin geçim kaynağıydı.

Bana göre daha çarpıcı olan ise, mahkemenin son kararında kayyumun yönetim yetkisinin bulunmadığının ve yalnızca genel kurul yapılmasını sağlamakla sınırlı olduğunun belirtilmesine rağmen, mevcut fiili yönetimin sürdürülmesi iddiası. 

Bu durum, hukuk ile idari uygulama arasındaki mesafenin ne kadar açılabildiğini gözler önüne seriyor.

S.S. Yeni Liman Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Cemal Talas’ın sözleri, yaşananların insani boyutunu özetliyor: “Üç arkadaşımızın yanan tekneleri hâlâ burada duruyor. Bu insanlar denizden ekmek kazanıyor. Yardım edileceği söylendi ama hâlâ somut bir destek yok.”

Kooperatiflerin kira sözleşmesinin 2029 yılına kadar geçerli olduğu da mahkeme kararıyla teyit edilmiş durumda. Bu durumda, balıkçıların en temel talebi net: Barınağın yönetiminin yeniden kooperatiflere devredilmesi ve hukuki belirsizliğin sona ermesi.

Sevgili dostlar: Antalya Balıkçı Barınağı’nda yaşananlar, yalnızca bir limanın yönetim meselesi değil. Bu olay, mahkeme kararlarının uygulanmasının, kamu idaresinin yetki sınırlarının ve emekçilerin yaşam hakkının nasıl korunacağına dair daha büyük bir tartışmanın parçası.

Aman ha: Denizin ortasında fırtına çıktığında, balıkçıların sığınacağı tek yer limandır. Ama limanın kendisi fırtınaya dönüşürse, sığınacak yer kalmaz.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

1.03.2026 16:34:00