İlker Çelik

Günün Yazısı


Birleşe Birleşe Dağılmak

Türkiye siyaseti bazen kavramları teoriden değil, doğrudan hayatın içinden üretir.

Türkiye siyaseti bazen kavramları teoriden değil, doğrudan hayatın içinden üretir. 

Akademik kitaplara girmeden önce sokakta dolaşır bu kavramlar. İnsanların diline düşer, kahvede konuşulur, sosyal medyada cümle olur. Son dönemin en isabetli kavramı da hiç kuşkusuz şu: Birleşe birleşe dağılmak.

Bir zamanlar “birlikten kuvvet doğar” denirdi. Bu söz, sadece romantik bir temenni değil, siyasetin temel mantığıydı. Birlik; ortak hedef, ortak dil, ortak bedel demekti. Bugün ise birlik denilen şey çoğu zaman sadece yan yana durmaktan ibaret. Fotoğraf var, masa var, logo var. Ama ruh yok, yön yok, netlik yok.

Siyasette birleşmeler çoğaldıkça ortaya çıkan tablo garipleşiyor. Toplam büyümüyor, aksine küçülüyor. Kalabalık artıyor ama etki azalıyor. Her yeni eklenen parça bütünü güçlendirmek yerine anlamı biraz daha seyreltiyor. Tıpkı içine sürekli su katılan bir çorba gibi: miktar artıyor ama tadı kayboluyor.

Bu durum en çok dilde kendini belli ediyor. Özellikle “yeni” kelimesi üzerinden yürüyen bir siyaset var. Yeni Yol, yeniden Yeni Yol, yepyeni Yol… İsim uzadıkça beklenti artması gerekirken, tam tersi oluyor. Çünkü kelimeler tekrarlandıkça içi boşalıyor. “Yeni” denilen şey çoğaldıkça, yenilik hissi azalıyor.

Yeni Yol meselesi bu açıdan oldukça sembolik. Ortada bir yol iddiası var ama yolun nereye çıktığı belli değil. Başlangıç noktası flu, varış noktası belirsiz. Kim yürütüyor, kim karar veriyor, kim sadece eşlik ediyor; net değil. Herkes “biz” diyor ama “biz kimiz” sorusu havada asılı kalıyor.

Sorun şu: Birleşmelerde kimse küçülmek istemiyor. Herkes büyümek istiyor. Herkes kendi sözünün, kendi ağırlığının, kendi alanının korunmasını istiyor. Oysa birleşmek dediğin şey biraz da geri çekilmeyi, susmayı, fedakârlık yapmayı gerektirir. Herkes konuşursa, kimse duyulmaz. Herkes direksiyona geçmek isterse, araç yerinden kıpırdamaz.

Bugün birçok siyasi birlikteliğin temel sorunu burada yatıyor. Bir masa var ama masada ortak karar yok. Bir kadro var ama ortak bir dil yok. Bir iddia var ama o iddiayı taşıyacak netlik ve cesaret dağılmış durumda. Herkes kapıyı açık bırakıyor. Herkes ihtimalleri kolluyor. Herkes “yarın ne olur” hesabı yapıyor.

Bu refleks siyaseten anlaşılır olabilir ama sonuç üretmez. Çünkü seçmen belirsizliği sevmez. Muğlak cümleye sabrı yoktur. “Hepsi olabilir” diyen yapıya güvenmez. İnsanlar artık çok basit sorular soruyor:

Ne diyorsunuz?

Ne yapacaksınız?

Ne zaman ve nasıl?

Bu sorulara net cevap veremeyen hiçbir birliktelik, ne kadar kalabalık olursa olsun güven üretemez. Tabela büyüklüğü, içerik eksikliğini örtmez. Uzayan açıklamalar, eksik iradeyi tamamlamaz.

Birleşe birleşe dağılmak tam da burada başlıyor. Çünkü birlik görüntüsü var ama birlik duygusu yok. Yan yana geliniyor ama birlikte düşünülmüyor. Ortak metin yazılıyor ama kimse o metnin altına gerçekten imza atmıyor. Herkes orada ama herkes biraz da değilmiş gibi.

Halk bu tabloyu görüyor. Artık “kaç kişi oldular” diye bakmıyor, “ne söylüyorlar” diye bakıyor. Yeni tabelalara değil, eski dertlere yeni çözümler arıyor. İsmi ne olursa olsun, eğer söz net değilse, duruş sağlam değilse, o yapı büyümüyor. Sadece yayılıyor. Yayılıp inceliyor. İncelip dağılıyor.

Belki de en büyük sorun şu: Birleşmeler amaç olmaktan çıkıp araç haline gelmiş durumda. Birlik, bir şey inşa etmek için değil; dağılmayı geciktirmek, zaman kazanmak, pozisyon korumak için kullanılıyor. Böyle olunca da birleşme ilerleme değil, erteleme anlamına geliyor.

Oysa siyaset yol işi ister. Yol dediğin şey cesaret ister. “Buradan gidiyoruz” demek kadar, “buraya gitmiyoruz” diyebilmeyi de gerektirir. Yol olmak, sorumluluk almaktır. Yol açmak, bedel ödemektir. Ama herkesin her ihtimali açık tuttuğu yerde yol olmaz; sadece kavşak olur.

Bugün Türkiye siyasetinde gördüğümüz şey tam olarak bu: Çok kavşak var, az yol var. Çok tabela var, az istikamet var. Herkes bir şeyin parçası ama kimse bütünü sahiplenmiyor.

Birleşmek kötü bir şey değil. Aksine, doğru zeminde olursa çok kıymetli. Ama ilke olmadan, netlik olmadan, ortak bir ahlak ve cesaret olmadan yapılan birleşmeler uzun ömürlü olmaz. En fazla biraz gürültü çıkarır, sonra sessizce dağılır.

Sonuçta ortaya çıkan tablo şudur:

Kalabalık ama dağınık.

İddialı ama etkisiz.

Yeni ama eski alışkanlıkların gölgesinde.

Türkiye siyaseti bugün yeni bir kavramı hak ediyor: Birleşe birleşe dağılmak.

Ve ne yazık ki bu kavram, sadece bir tespit değil; yaşanan bir gerçek.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

7.01.2026 12:37:00