Çocukların oynadığı oyunlar, bir milletin geleceğini haber verir. Bizim coğrafyada oyun çoktan bitmiş, düdüğü çoktan çalınmıştı. Çocuklar misket yerine mermi dizmeye başladığında, büyüklüğün kıymeti kalmaz. Çünkü büyümek, artık yaş almak değil, toprağın kokusuna alışmak demektir.
Çocuk tetikçiler, sandıkları kadar güçlü değildir; sadece çıraklığa kabul edilmiş kurbanlardır. Onlara tetik çekmeyi öğretenler, asla kendi parmaklarını kirletmeyenlerdir. Çocuk ellerini silaha sürer; büyükler ise parmaklarını siyasete, kirli pazarlıklara ve ceplere sürer. Asıl barut kokusu her zaman devletlerin ve mafyaların toplantı odalarından çıkar; sokak sadece uygulama alanıdır.
Mahallenin ücra köşesinde “abi” diye hitap ettikleri kirli bir sistem vardır. Kimi torbacıya nöbet tutar, kimi bıçağı sırtında taşır, kimi sokakta bir isim uğruna adam vurur. Bu çocuklar, devletin unuttuğu bölgelerde “devletçilik” oynarlar; çünkü otorite boşluğu çocukları en iyi avlayan şeydir.
Silahı bırakınca yaşayacak bir dünya var mı? Bu sorunun cevabını kimse onlara söylemez. Çünkü cevabı söylerlerse tetik düşer.
Türkiye’nin kaderi farklıdır. Bizde bazı çocuklar bayraksız vatan olmaz bunu öğrenir, silahı yalnız vatanın namusu için taşır. Bu topraklarda silah kutsal değildir; kutsal olan kimin için taşıdığıdır.
Hudut boylarında çocuk yaşta yiğitleşenler olmuş ama tetikçi değil, vatanın şerefli evladı olmuşlardır. Günümüzde çocuk tetikçiliğinin en acı tarafı şudur:
Büyüklerin savaşı, çocukların mezarında biter. Bizim asıl davamız bu utançla hesaplaşmaktır. Çünkü bir devlet ya çocuklarını okula gönderir ya toprağa. Ortası yoktur.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.