Günün Yazısı


Çöküşümüz Ekranlarda Başladı

Çöküşümüz Ekranlarda Başladı

Kavga seyrederek kavga eden, hakareti izleyerek hakaret eden, terbiyesizliği normalleştirerek terbiyesizleşen bir ülkeye dönüştük.

Memleket hiç bu kadar çirkin bir dilin eline düşmemişti.
Hiç bu kadar hoyrat, bu kadar ölçüsüz, bu kadar terbiyesiz olmamıştı Türkiye.
Televizyonu her açtığınızda insanın yüzüne bir ahlak erozyonu çarpıyor.

Düşünün…
Yemek programında bile kavga var.
Elinde tencere olan, ağzında hakaret taşıyor.
Birbirine çemkiren insanlar, reyting malzemesi yapılıyor.
...Ve biz sinir uçlarımız kesilmiş toplun olduğumuz için; edepsizliği eğlence sanıyoruz.

Siyaseti konuşmaya hiç gerek yok. Orası zaten bir tam bir rezalet.
Millete örnek olması gereken insanların, milletin en kötü yanlarını tetiklediği bir arenaya dönüştü. Hakaret “gerçekçi” diye alkışlanıyor.

Sonra da dönüp kendi kendimize soruyoruz:
“Bize ne oluyor?”

Aslında çok açık:
Biz televizyon karşısında, ekran başında, kavga seyrede seyrede saygısızlaştırdık.

İnsan davranışı bulaşıcıdır.
Öfke de bulaşır, hakaret de, hadsizlik de…
Ekranda ne varsa sokağa taşar.
Sokakta ne varsa çocuklara.

Artık hiçbir şey ayıp değil.
Eskiden ayıp vardı, haysiyet vardı, susmak vardı, büyüğün yanında edep vardı.
Şimdi?
Ayıp unutturuldu.
Edep hor görüldü.
Saygı, “zayıflık” muamelesi görüyor.

Tuhaf olan şu ki, bütün bunları konuştuğunuzda size “İzleme o zaman” diyorlar.
Sanki gözümüzü kapatınca çürüme duracak.
Sanki televizyonu kapatınca toplum nezaket kazanacak.

Hayır.
Kötülüğü görmemek, onu yok etmez.
Sadece büyümesi için boş bir alan bırakır.

Bugün ülke ’de toplumun dili bozuldu.
Ve dili bozulan milletin zihni de bozulur, vicdanı da.
Hakaret normalleşti, bağırmak iletişim sanıldı, kavga reyting oldu.

Ekranlardaki seviyesizlik, evlere sızan bir zehir gibi yayılıyor.
Kolay kolay çıkmayan, ama yayıldıkça bir milleti ağırlaştıran bir zehir.

Fakat hala umut var.
Çünkü bu çöküşü gören, bundan rahatsız olan kocaman bir sessiz çoğunluk var.
Belki konuşmuyorlar ama hissediyorlar:
Bu gidişat normal değil.
Bu dil bizim dilimiz değil.
Bu hal, bu milletin mayasına yakışmıyor.

Bir millet kaybolmaz; ama kayboluşuna sessiz kalırsa, işte o zaman tükenir.

Biz bu sessizliği bozmazsak, ekranlarda başlayan çürümeyi bütün ülke olarak yaşayacağız.
Ve o zaman “bize ne oluyor” sorusunun cevabı çok geç gelmiş olacak.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

27.11.2025 10:47:00