Devletin eli kanlı bir teröristin ayağına gitmesi; ne çözüm getirir, ne barış…
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Demokratik Sol Parti (DEM), Emek Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) oylarıyla “üçte iki – nitelikli çoğunluk” sağlandı.
İlk kez, bir meclis kararıyla, devletin kanlı bir teröristin kapısını çalmasına resmiyet kazandırıldı.
Ve en trajik olanı:
Bu kararda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yoktu. Bu ihanet toplantısına katılmayarak onay vermediler belki — ama bu karar, tüm ülkenin meclisinden geçti.
Devletin meşruiyeti, bir teröristin ayaklarına gitmekle kazanç değil — kaybedilir.
Devlet; kafatası kırılsın, silahı bırakmasın, masum bebekleri katleden bir teröristin yanında değil, adalet, hukuk ve demokratik kurumların yanında durur.
Toplumun meclis yoluyla sunduğu bir “çözüm” varsa, bu çözüm devletin resmi kurallarına, yargısına, halkın vicdanına dayanmalı.
Gayri resmi aktörlerle, eli kanlı teröristle “çözüm” – varsa öyle bir şey – hayal de değil, zehirli bir kandırmaca.
Bu karar ne demokrasiye yakışır ne hukuk devleti anlayışına. Tam tersine, ülkemizin demokratikleşme sürecine vurulmuş kara bir kurşundur.
Yarım asırlık acılar, kayıplar, yitirilmiş hayatlar… Ve şimdi, bu acıların hesabı bir kez daha kanlı bir teröristin önüne konuyor.
İddia korkunçtur, fakat iddiadan öte: Bu, topluma “barış” ya da “çözüm” diye yutturulan, ayıplı, kirli ve ahlaksız bir pazarlığın resmidir.
Devlet teröristin ayağına gitmez — giderse o devlet, kendini, adeta diz çökmüş, ceketini teröristin önünde ceket “bağışlayan” bir statüye düşürür.
Ve şunu herkes bilsin ki:
Bu karar, sadece o kanlı geçmişin küllerini yeniden canlandırmakla kalmaz;
Ülkenin vicdanını, adaletini, umutlarını da satılık ilan eder.
Bu sahneye alkış tutanlar, tarihin önünde — ve halkın vicdanında — kirli bir leke bırakıyor.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.