Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendisine gerçekleri söyleme cesaretini gösterebilecek bir çevredir.
Ancak görünen o ki, etrafını saran geniş bir yağcılar ordusu, hoşuna gitmeyecek gerçekleri perdeleyerek onu giderek hayali bir dünyanın içine hapsediyor.
Hepimizin bildiği gibi liderlik, sadece alkışlarla değil; uyarılarla, itirazlarla ve gerektiğinde acı gerçeklerle beslenir.
Bir lider, yanlışlarını duyamıyorsa, doğrularını da sağlıklı biçimde ölçemez.
Sürekli onaylanan, her sözünün “isabetli” olduğu söylenen bir yönetici, zamanla kendi gerçekliğini toplumun gerçekliğiyle karıştırmaya başlar.
Bu durum, sadece liderin şahsı için değil, ülke yönetimi açısından da ciddi riskler taşır.
Çünkü yanlış politikaların, hatalı kararların ve kopuk önceliklerin bedelini ödeyen, sonunda toplum olur.
Gerçeğin susturulduğu yerde akıl da susar; aklın sustuğu yerde ise hatalar kaçınılmaz hale gelir.
Gelelim asıl soruya: Gerçekleri söyleyenler mi daha büyük bir tehdittir, yoksa gerçeği gizleyenler mi?
Tarih, liderleri en çok zor durumda bırakanların muhalifler değil; gerçeği saklayan yakın çevreler olduğunu defalarca göstermiştir.
Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a en büyük zarar, açık muhalefetten değil; “her şey yolunda” diyen, yanlışları alkışlayan, gerçekleri filtreleyen bu yağcı düzeninden gelmektedir.
Böyle bir atmosferde sağlıklı liderlik yapmak mümkün değildir.
Çünkü gerçeğin olmadığı yerde, güç vardır; ama yön yoktur.
Asla da olması mümkün değildir…
****
Tükenen Toplum, Gitmek İsteyen Gençlik: Türkiye’nin Ruh Hali
2025 istatistik verilerine göre toplumun yarısı psikolojik desteğe muhtaç.
Gençlerin önemli bir bölümü ülkeyi terk etmeyi düşünüyor ve devlet kurumlarına güven tarihinin en düşük seviyelerinde.
Türkiye, artık “yüksek tükenmişlik” duygusunun esiri olmuş bir ülke görünümünde.
Nüfusun yüzde 61’i, günlük yaşamını belirgin bir duygusal yorgunluk, gündem baskısı ve gelecek kaygısıyla sürdürdüğünü söylüyor.
Bu, sadece bireysel bir ruh hâli değil; toplumsal bir alarmdır.
İşte bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en çok ihtiyaç duyduğu şey, bu gerçekleri kendisine söylemeye cesaret edecek insanlardır.
Ancak görünen o ki, etrafını saran yağcılar ordusu, gerçekleri saklıyor; Erdoğan’ı, toplumun yaşadığı gerçeklikle bağı zayıflamış hayali bir dünyada tutuyor.
Böyle bir ortamda liderlik yapmaya çalışan bir insanın hata yapmaması mümkün mü?
Elbette değil.
Nitekim yapıyor da… Hem de az değil, bol bol.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.