Günün Yazısı


FİLİSTİN'in dünü ve bugünü

.

Birinci Siyonizm Kongresi'nde alınan kararla 1897'de kuruluşu kararlaştırılan İsrail, İngiltere'nin desteği ile Yahudi vatanı olarak ortaya çıktı. 

Böyle bir devletin kuruluş amacı, Avrupalı ülkelerin Yahudilerden nefret edip kendi topraklarından sürmektir.

Osmanlı toprağı olan Filistin'e 1903 yılına kadar Doğu Avrupa'daki 25 bin Yahudi göçmen yerleştirildi.

1918'de Osmanlı ordusunu yenen İngiltere, Filistin'i kendi sömürgesi ilan ederek, Yahudilere devletlerini kurma imkanı verdi. 1929 yılına kadar İngiltere ve Fransa'nın işbirliği ile 80 bin Yahudi, Filistin'e yerleştirildi. Bu sayı Filistin nüfusunun yüzde 10'undan fazlaydı.

Araplarla Siyonistler arasındaki düşmanlık ilk kez 1929'da patlak verdi ve 133 Yahudi öldürüldü, buna karşın İngiltere ordusu 110 Filistinliyi şehit etti. Peyderpey çatışmalar devam etti. 

İngiltere'de 1937'de kurulan Kraliyet Kurulu, Filistin'de iki devlet kurulmasını teklif etse bile Araplar reddetti, şehit olmayı tercih etti. 1920'den beri Filistin'i yöneten İngiltere, 1947'de besleyip büyüttüğü Arap-Siyonist sorununun Birleşmiş Milletler'e havale etti. BM, Filistin'de iki ülke kurulmasını istedi, Filistinliler yine direniş kararı aldı. 

 

ABD sahnede;

İngiltere idaresinin sona ermesinin hemen ardından ABD, Siyonist Yahudileri desteklemeye başladı. Hem para, hem silah hem de milis güçler gönderdi. 1948'de Yahudiler, ABD'nin desteğiyle Arap köylerine saldırmaya başladı. ABD, kendisine evlat olarak Ağustos 1948'de başkenti Tel Aviv olan İsrail adında bir Yahudi devleti kurduğunu ilan etti.

Çatışmalar hiç bitmedi. Yaser Arafat'ın başkanlığını yaptığı El Fetih örgütü, İsrail milislerine ağır darbeler indirdi.

1967 ise Filistin'in dönüm noktası oldu. 6 Gün Savaşları olarak bilinen çatışmalarda İsrail, Mısır'dan Gazze ve Sina Yarımadası'nı, Suriye'den Golan Tepeleri'ni aldı; Ürdün askerlerini ise Kudüs'ten dışarı attı. ABD, İsrail eliyle Arap ülkelerinden toprak koparmayı başarmıştı. Kaybettikleri toprakları diplomatik yollarla geri alamayan Mısır ve Suriye, 1974'te Yom Yom Kippur Savaşı yani Ramazan Savaşı başlattı. Araplar 8 bin 500, Yahudiler 6 bin kayıp verdi ancak kazanan yine İsrail, yani ABD oldu. Bu savaşta Mısır'daki Süveyş Kanalı'nın batısı ve Suriye'nin bazı toprakları İsrail hakimiyetine geçti.

Başta BM olmak üzere o kadar çok anlaşma, sözleşme, ateşkes, barış planı, ambargo, tepki gibi o kadar çok diplomasi yürütüldü ki... 

İsrail her saldırısında, her Müslüman katledişinde gücüne güç kattı. Arkasında ABD olduktan sonra kimse önlerini alamayacak. 

 

Filistin’de mülk satışı

İsrail’i devlet olarak tanıyan Müslüman ülkelerin ilki Türkiye oldu. 1948’de kurulduğu ilan edilen İsrail’i 1949’da tanıyan bir ülke konumundayız. Şimdilerde ise BM üyesi 192 ülke İsrail’i tanımış, 157 ülke ise Filistin’i tanımış durumda. 

Filistin’de Yahudilerin yerleştirilmesiyle başlayan 100 yılı aşkın süredir sorun dünya gündeminden hiç düşmedi. 

Filistin kanunlarına göre ülkedeki mülklerin Yahudilere satışı yasaktır. Hiçbir Filistinli, “İsraillilere ev ve topraklarını sattı” şeklinde suçlanamaz. Filistin’i karış karış işgal eden, Filistinlileri öz vatanlarından atan Yahudiler, parayla toprak satın aldıklarını iddia edebilir ancak bu onları haklı çıkarmaz. Filistin Devleti’ne ait bütün gayrimenkuller, meralar, otlaklar, ormanlar, dağlar ve dereler, Yahudilerin katliamları sonrası işgal edilmiş durumda. 

 

BARIŞ KURULU komedisi

Yukarıda anlattıklarım, geldiğimiz noktayı daha iyi analiz etmek içindi. Filistin halkı katledilirken, dünya ülkeleri tepki gösterip, ambargo söylemleriyle günü kurtarıyorlar. ABD ise öz evladı İsrail'i' meşrulaştırırken Filistin adında bir devleti tanımadığını, Gazze'de yaşayan Araplardan ibaret olarak gördüğünü ilan ediyor.

Allah aşkına dünya kamuoyuna sundukları anlaşma, sözleşme, ateşkes gibi yazışmalara bir bakın Filistin Devleti'nin adı geçiyor mu?

Gazze Barış Kurulu imiş... Filistin Cumhurbaşkanı veya Filistin'in başkenti veya Filistin Hükümeti diye bir şey duydunuz mu? Şahsen tek gördüğüm şey meydanlardaki Filistin Bayrağı'dır. Filistin'e ziyaretimde Filistin'in ara sokaklarındaki 3 katlı metruk binanın önünde eskimiş bir bayrak gördüm sadece. O binanın Filistin Hükümeti'ne ait olduğunu söylemişti tercümanlar.

Filistin diye bir devlet bırakmamışlar. Şehirler ve mahalleler arasında geçiş yollarındaki Yahudi askerleri, pasaport kontrolü yapıyor, Arapların ikamet ettikleri semte girmelerine izin veriyorlar sadece.

ABD'nin dayattığı Barış Kurulu'nun önerisinin içeriğinde bile Filistin yoktur.

 

Tutsak şehir GAZZE

Gazze'ye gitmek de nasip oldu. Bir hafta orada yaşama imkanı bulmuştum. Gazze, etrafı beton duvarlarla örülü, bir tarafı da denize kıyısı olan bir şehir. Beton duvarları Yahudilerin kontrolünde, Gazze'ye giriş çıkışların vizesi Yahudilerin ellerinde, 3 mil açıkta bekleyen silahlı donanmaların sahibi ise yine Yahudiler Sadece bir köşesinde Mısır'a açılan Refah Sınır Kapısı var ancak o kapı da Mısır'da darbe ile ABD'nin başa getirdiği Sisi sayesinde kapalı.

Dört bir tarafı silahlı Yahudilerle çevrili olan Gazze, açık bir cezaevinden ibaret. 

 

Demem O ki

Filistin'in başına bela olan ABD'nin öz evlatları Siyonist Yahudilerin katliamına son vermek gerek. 

Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi Filistin binlerce şehit vermesine rağmen her zaman kaybeden taraf oluyor. Dünya seyirci kalıyor. ABD, oradaki gücüyle Arap ülkelerini hizaya getiriyor. 

Nüfus sayımı yapılsın. Filistinli Araplar ile İsrailli Yahudiler, nüfusları oranında toprak pay edilsin. İki devleti de diğer ülkeler tanısın. Sınırlar belli, uluslararası hukuka tabii olsunlar. Uluslararası kuruluşlara üye olarak kabul edilsinler. Gazze'deki dostlarımı çok özledim, artık Filistin'de hasret gidermek istiyorum.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

23.01.2026 17:17:00