Bir ülkede medya ikiye ayrılmışsa, o ülkede gerçek sahipsiz kalmış demektir:
İlki gözleri açık ama bakmayanlardan oluşur. İkincisi ise baktığını söyler ama aslında ne gördüyse saklar; ne sakladıysa topluma gerçek diye sunar. ...Ve bu ikisinin ortasında toplum, gerçeğin karanlıkta bırakıldığı bir sessizliğe mahkûm edilir.
Ekonomik sıkıntıyı, yoksulluğu, adaletsizliği, hukuksuzluğu görürler… Ama görmezden gelirler. Çünkü görmek cesaret ister; cesaret ise bedel ödetir.
Bugünün medya düzeninde bedel ödemek değil, bedelden kaçmak daha çok tercih ediliyor.
Soru sormayan gazeteci, rahatsız etmeyen ekran yüzü, eleştirmeyen yorumcu “Medya Mensubu” kabul ediliyor.
Televizyonlar sakin, sokak öfkeli; Ekranlar pembe, hayat gri. İşte manipülasyon da tam bu ikilikte kendini gösterir.
Diğer taraf ise gerçeği sadece gizlemekle yetinmez — yerine kendi gündemini koyar.
Önemsizi büyütür, önemliyi yok eder. Bir başlıkla milyonları ateşler, bir sessizlikle bir skandalı toprağa gömer.
Onlara göre medya, toplumun gözüdür ama hangi tarafa bakması gerektiğini onlar belirler. Halk haberi değil, kendisine izin verilen bilgiyi alır, almak zorunda kalır.
Bir süre sonra toplum olup biteni değil, kendisine izlettirileni (dayatılanı) konuşmaya başlar.
Aslında düz yalan kadar, gerçeğin eksik anlatılmış hâli de bir manipülasyon aracıdır. Bugünün, medya düzeni bu eksikliği çok profesyonel bir şekilde yönetiyor.
Kim görünür olacak, kim görünmez kılınacak? Kimin sesi duyulacak, kimin sesi boğulacak? Hepsi sözüm ona “editoryal tercih” kılıfıyla meşrulaştırılıyor.
Ancak unutulan bir şey var:
Medya manipüle edebilir, ama hayat manipüle etmez. Gerçek; faturadadır, mutfakta eksilen tencerededir, pazarda fileyi dolduramayan bir ailenin yüzündedir.
İnsanlar artık gerçeği haber bültenlerinden değil, yaşadıklarından öğreniyor. Bu yüzden bizim medya ne kadar uğraşırsa uğraşsın, gerçeğin üstünü artık örtemiyor.
Medya neyi saklarsa saklasın, toplumun içinde biriken huzursuzluğu gizleyemez. Çünkü insanlar gerçeği ekranda bulmasa da sokakta bulur; cebinde bulur; hayatın içinde bulur. Medya gerçeği yok sayabilir ama gerçek, eninde sonunda görmeyeni, duymayanı, konuşmayanı bir gün gelir yüzüstü bırakır.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.