İnsan hayatı boyunca çok söz duyar, çok söz söyler. Ama yıllar geçtikçe şunu fark edersin, anlayan da, dinleyen daha da az. Çünkü anlamak, çoğu insanın düşündüğünden çok daha ağır bir iştir. Emek ister, dikkat ister, vicdan ister. Ve ne yazık ki çoğu kişi gerçeği değil, sadece işine geleni duymaya meyillidir.
Ben bunu en çok da kendi yaşadıklarımdan fark ettim. Bir gün bir şey söylersin, karşındaki sadece kulağına iyi gelen kısmı alır, diğer yarısını yok sayar. Bazen bir cümlenin yarısını sahiplenir, diğer yarısını sana karşı bir kalkan gibi çevirir. Sonra da “Ben seni anladım” diye iddia eder. Oysa anlamak için çabanın değil, niyetin de temiz olması gerekir. Niyeti bulanık olanın, cümlen ne kadar berrak olursa olsun gözleri hep buğulu kalır.
Zaman ilerledikçe insanlar arasında görünmez bir çizgi belirdigini gördüm. Bir taraf, sen ne dersen de sadece kendi doğrularını korumak için dinler. Diğer taraf ise seni anlamak istese de çoğu zaman kendi yükleri arasında kaybolur. İşine geldiği kadar anlar, gerisini de zihninin arka odalarına itekler. Çünkü fazla anlamak bazen fazla sorumluluk demektir. Herkes bu yükü taşımak istemez.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, beni en çok yoran şeyin haksızlıklar, kayıplar, yanlışlar olmadığını anladım. En çok tüketen şey, seni bambaşka biri gibi anlayan insanların ağırlığıydı. Sana hiç ait olmayan sözleri yüzüne yapıştırmaları, niyetini görmezden gelmeleri, sözünün tamamını değil, sadece çıkarına dokunan kısmını alıp büyütmeleri.
Ama hayatın ince bir tarafı var. Anlaşılamamak bazen bir yalnızlık değil, bir özgürlüktür. Çünkü seni herkesin anlayacağı kadar basit olmadığını fark edersin. Derinlik, her kulağa hitap etmez. Bazı sözler, bazı yüreklerde yankı bulmaz. Bazı gerçekler de herkes tarafından taşınamaz.
Yine de konuşmayı bırakamazsın. Çünkü susmak her zaman özgürlük değildir; bazen pes ediştir. O yüzden sözün değerliyse, bir gün mutlaka doğru kulağa ulaşır. Yanlış anlayanlar kendilerine ait boşluklara çarpar, sen yoluna devam edersin.
Ve sonunda şu gerçeği kabul edersin. Herkes işine geldiği kadar anlayacak. Ama bu, senin doğruna gölge düşürmez. Sen karşındakilerin ne anladığını değil, kalbinden çıkanın ne olduğunu bilirsin. Bu da insana en büyük direnci verir.
Belki de hayatın en ağır derslerinden biri budur.
İnsan, anlattığı kadar değil; anlaşıldığı kadardır. Ama sen yine de anlatmaya değer olanı sakın eksiltme.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.