İnsanın kendi ölümlülüğü ve doğadaki yeri
Kimi zaman insanlar, kediler veya diğer hayvanlar için “yaşasın/yaşamasın” gibi kesin yargılara varabiliyor. Oysa doğada her canlı gibi insan da ölümlüdür; hiç kimse, hiçbir şeyle birlikte sonsuza dek yaşamaz. Hepimiz toprak olur, başka canlıların besini olur ve mikroplar aracılığıyla yaşam döngüsüne katılırız. Bu gerçeği unutarak kendini üstün görmek, hayvanların yaşamını değersiz görmek veya onları yok etmeyi hak görmek, hem etik hem de ekolojik olarak yanlıştır. İnsan, doğanın bir parçasıdır ve diğer canlılara karşı sorumluluğu vardır.
İstanbul Valisi’nin “Doğanın dengesi bozuldu, kediler fare yakalamıyor; herkes mama vermesin” şeklindeki açıklamasının ardından, dün yazlık sitemizde yaşanan acı bir haber hepimizi derinden sarstı. Yazlıkta oturan bir kişinin kedileri zehirlediği ve bunun ölümlere yol açtığı duyumu, grubumuzda haklı bir öfke ve üzüntü yarattı. Aynı yaşam alanını paylaştığımız birinin böyle bir eyleme girişmiş olması, yalnızca vicdani değil, toplumsal ve güvenlik açısından da büyük bir sorun niteliğindedir.
Kediler fare popülasyonunu kontrol eden doğal bir denge unsurudur. Kent ekosisteminde kedilerin varlığı, avlanmasalar bile kemirgen davranışlarını değiştirir; bilim bu duruma “korku etkisi” der. Yani kedinin salt varlığı bile fare popülasyonunu kontrol altında tutar. Bu nedenle kedilerin “artık fare yakalamadığı” şeklindeki genellemeler, hem doğası gereği doğru değildir hem de bilimsel verilere dayanmamaktadır. Çünkü kedi, içgüdüsel olarak avcıdır; mama verilmesi bu içgüdüyü tamamen ortadan kaldırmaz, yalnızca davranışlarını yumuşatır veya belirli alanlarda farklılaştırır.
Kedinin insanla kurduğu ruhsal bağ da bilimsel olarak desteklenmektedir. Mırlama frekansının insanlarda rahatlamayı tetiklediği, kediyle temasın stres hormonlarını azalttığı bilinir. Kediler, özellikle yalnız yaşayan bireyler ve çocuklar için duygusal regülasyonda önemli bir rol oynar. Ben kedileri hep biraz ruhani bulmuşumdur; evin içinde varlıkları bile bir huzur taşır.
Tam da bu nedenle, sitemizde yaşanan zehirleme olayı yalnızca hayvanlara yönelik değil, insanın kendi yaşam kalitesine ve ruhsal dengesine yönelik bir saldırıdır. Zehir, toprağı ve suyu etkileyebilir; çocuklar ve evcil hayvanlar için doğrudan tehlikedir ve Türk Ceza Kanunu’na göre bu eylem suçtur. Dolayısıyla mesele, birkaç kediye zarar verilmesi meselesi değil; etik, ekolojik ve hukuki yönleri olan derin bir problemdir.
Çözüm ise bilimsel ve insani yöntemlerle mümkündür. Belirlenmiş ve düzenli besleme noktalarının oluşturulması, TNR yani kısırlaştırma ve aşılama programlarının yaygınlaştırılması, hem hayvan sayısını kontrol eder hem de şehir yaşamını güvenli hale getirir. Yasaklamak ya da suçlamak yerine, bilinçli ve düzenli bir sistem kurmak gerekir.
Kedilerin popülerliği ve görünüşlerinin etkisi
Son yıllarda, belirli türlerin ve görünüşlerinin çok sevimli bulunması, özellikle evlerde sahiplenilmelerini artırmaktadır. Bazı durumlarda, yavru kediler ticari amaçla paket mama veya benzeri ödüller karşılığında sahiplenilmekte, hatta internet ilanlarıyla dağıtılmaktadır. Bu eğilim, kedilerin popülasyon dengesi ve genetik çeşitliliği üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir.
Bilimsel araştırmalar, kedilerin sahiplenilme oranının artmasıyla sokakta kalan ve doğal olarak çoğalan kedilerin sayısının azalabileceğini, ancak bu durumun ekosistemdeki doğal dengeyi tamamen ortadan kaldırmayacağını göstermektedir (örn. TNR – Trap-Neuter-Return programları ve ekolojik denge çalışmaları, yerel veteriner klinikleri ve üniversitelerin veteriner fakülteleri tarafından yürütülmektedir). Bu bilgiler, tarafsız ve bilimsel kaynaklara dayanmaktadır.
Kısırlaştırmanın tamamen yaygınlaştırılması durumunda uzun vadede kedilerin soyunun tükenmesi ve bunun sonucunda fare popülasyonunun patlayarak yeni sağlık sorunlarına yol açması mümkündür. Tarihte bunun örnekleri vardır; fareyle mücadelede kedilerin yok edilmesinin veba gibi felaketlere katkı sağladığı bilinir. Yani doğanın dengesi, insan eliyle tek yönlü müdahalelerle düzeltilemez; her canlının sistemde bir yeri vardır.
Sonuç olarak, hem valinin sözleri hem de sitede yaşanan acı olay bize şunu gösteriyor:
Doğanın dengesi, insanların vicdanı ve şehir hayatının huzuru birbirine bağlıdır. Kedilere yönelik şiddet yalnızca hayvanlara değil, hepimize zarar verir.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.