Günün Yazısı


İyilik, Niyet ve İnsan Ruhunun Gri Alanları

Bazen bir bilgi insanı sarsmaz; sessizce içine işler.

Haluk Levent’in şu sözleri gibi:
AHBAP yardım için gittiği bazı yerlere daha önce sessizce yardım yapılmış olduğunu, bunun arkasında Sedat Peker’in bulunduğunu sonradan öğrendiğini söylüyor.

Bu cümle bir tartışma başlatmaktan çok, bir iç muhasebe başlatmalı belki de.

Çünkü biz insanlar, zihinsel konforumuzu korumak için dünyayı net kategorilere ayırırız. İyi ve kötü. Haklı ve haksız. Temiz ve kirli. Oysa ruh dediğimiz şey, bu kadar düz çizgilerle ilerlemez. İnsan, çelişkilerin taşıyıcısıdır.

Bir insan hem hatalar yapmış olabilir hem de bir başkasının hayatına dokunmuş olabilir. Bu iki gerçek aynı anda var olabilir mi? Zor soru bu.

Biz çoğu zaman iyiliği yapan kişinin geçmişine bakarak iyiliğin değerini ölçeriz. Oysa yardım edilen çocuğun ayakkabısı, bağış yapanın biyografisini bilmez. Ödenen kira, veren elin tartışmalı yanlarını tartmaz. İyilik, yapıldığı anda somuttur. Niyet ise görünmezdir.

Ama asıl mesele belki de şudur: İyilik nedir? Sadece dışarıya yapılan bir eylem mi?
Yoksa insanın kendi içindeki karanlıkla kurduğu bir diyalog mu?

Spiritüel öğretiler şunu söyler: İnsan bütündür. İçinde hem gölge hem ışık vardır. Gölgesini inkâr eden, ışığını da tam anlayamaz. Belki bazı insanlar iyilik yaparak kendi içlerindeki çatışmayı dengeler. Belki vicdan, insanın en derin öğretmenidir. Belki de yardım etmek, bazen görünmeyen bir arınma çabasıdır.

Burada mesele kişileri aklamak ya da mahkûm etmek değil. Mesele şu soruyla yüzleşebilmek: Bir insanın yaptığı iyilik, onun tüm hikâyesini siler mi? Ya da geçmişindeki karanlık, yaptığı iyiliği yok saymamızı mı gerektirir?

Hayat bu kadar matematiksel değil.

Belki de bireyselleşmiş modern dünyada unuttuğumuz şey şu:
İnsan tek boyutlu değildir. Ve biz başkalarını yargılarken aslında kendi içimizdeki gölgeyi de yargılarız.

Belki rahatsız olmamızın nedeni, “kötü” olarak konumlandırdığımız bir figürde merhamet ihtimalini görmek istemeyişimizdir. Çünkü o zaman dünya daha karmaşık bir yer haline gelir. O zaman biz de kendi içimizdeki çelişkilerle yüzleşmek zorunda kalırız.

Spiritüel olgunluk biraz da şudur: İnsanları kategorilere ayırma hızımızı yavaşlatmak. İyiliği alkışlarken körleşmemek, eleştirirken taşlaşmamak. Ve belki de en önemlisi;
Başkalarının çelişkilerini konuşurken kendi içimize dönmek:

Ben iyiliği ne için yapıyorum?
Görülmek için mi, kabul görmek için mi, vicdanımı susturmak için mi, yoksa gerçekten paylaşmak için mi?

Bu olay bize bir kişiden çok insan doğasını anlatıyor. Hepimiz griyiz. Hepimiz eksik, çelişkili ve arayış içindeyiz. Belki de hakikat şu:
İyilik, yapanın kimliğinden bağımsız olarak değerlidir;
ama insanın bütünlüğü, tek bir iyilikle ya da tek bir hatayla tanımlanamayacak kadar derindir.

Ve belki en zor erdem şudur: Yargıyı askıya alıp hem gölgeyi hem ışığı birlikte görebilmek. Çünkü insan, sandığımızdan daha karmaşık; vicdan ise sandığımızdan daha sessizdir.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

13.02.2026 21:54:00