Tandoğan Sönmez

Günün Yazısı


Kadınca Olsa Dünya

Kadınca Olsa Dünya

Büyük ozanımız Neşet Ertaş’ın da dediği gibi ‘Kadınlar insandır, bizler insanoğlu’
Keşke dünyadaki bütün erkekler de böyle düşünebilseydi.
Nasıl da güzel olurdu dünya.
Nasıl da güzel olurdu yaşam.
Oysa daha insanlığın yaradılışında başlanmış kadını ötekileştirme ve suçlama.
‘Havva ana Hz. Âdem’e elmayı yedirdiği için cennetten kovulmuşuz’ denildi.
Oysa öyle miydi gerçekten?
Yoksa erkeklerin kendi hükümranlıklarını kurmak için uydurulmuş bir yalan mıydı?
Havva anamıza neden aldandı peki Hz. Âdem?
Belki de bu Hz. Âdem’in değil de başka erkeklerin bir uydurmasıydı, bilemeyiz.
Ancak bilinen bir gerçek var o da işte o ilk başlangıçtan kadın ötekileştirilmeye, erkeğe hizmetçi olarak görülmeye başlanmış.
Günümüzde ise gelişimlerini tamamlayamamış toplumlarda, kadını erkeklere cariye olarak yaratıldığını düşünüyor.
‘Geri kalmış toplumlar’ dediklerimize şöyle bir bakın.
Kadını ötekileştirdiklerini, sosyal yaşamın dışında bırakıldıklarını görürsünüz.
Kadının ötekileştirildiği toplumların geliştiğini de göremezsiniz.

Çünkü o düzenlerde erkekler, tek ayakla yürümeye çalışan bedenden farksızdır.
İnsan bedeni nasıl iki ayaklıysa, yaşamımız da aynen öyledir.
Kadın erkeği, erkek kadını tamamlar.
Ne var ki erkekler kibirleri ve çıkarları için kadını hep kendine hizmet eden, cinsel ihtiyaçlarını karşılayan biri olarak görme zavallılığında kalmış.

Bugün ‘medeni’ dediğimiz toplumların yaşamına baktığımızda, kadınların da erkekler gibi yaşamın her alanında var olduklarını görürsünüz.
Onlar da bu duruma kolay gelmediler.
Düşünce devrimini yaşadılar ve bunu öyle başardılar.

Eski çağlarda özellikle Avrupa’da, kadını yaşamın hiçbir yerinde göremezdiniz.
Kadını ‘şeytan’ gösteren toplumun da öyle kabul etmesini sağlayan ruhban grubu, dilediği kadını ‘cadı’ olarak yakılmasını isterdi.
Avrupa tarihinde belki de binlerce böyle yaşanmışlıklar var.
1860’lı yıllarda Avrupa’da, kadının ne olduğunu belirlemek için ruhban grubu toplanmış.
On günden fazla süren tartışmalar sonrasında ‘Kadının memeli hayvanlar grubunda’ olduğu kabul edilmiş.
Tabi o yıllarda kiliselerin krallar üzerinde bile ne denli etkili olduğu bilinir.

İslâm öncesinde kızların diri diri toprağa gömüldüğü de hep konuşulan bir konudur.
İslâm’da, kadın ve erkeğin eşit olduğu, Allah’ın kulları arasında ayrım yapmadığını anlatmasına rağmen sonuç pek değişmemiş.
İslamiyet’in gelişinden yaklaşık 1.400 yıl sonra Atatürk’ün cumhuriyeti kurmasıyla, Allah’ın emri yerine getirilmiş ve ‘kadın erkek eşitliği’ yasal hâle getirilmiş.
Günümüzde dünyaya ‘medeni’ olduklarını taslayan ülkelerden çok önce, biz kadın erkek eşitliğini, kadının seçme ve seçilme hakkını devletin yasalarına koymuşuz.
O tarihe kadar, dünyanın belki de birkaç ülkesinden başka hiçbir ülkede, kadın yasalarla, erkeklerle eşit değildi.
Bugün kadın sosyal yaşamda ve toplumun her alanında yer alabiliyorsa, işte bu cumhuriyetimizin ve kurucumuz sayesindedir.
Türk kadını birçok alanda da dünya kadınlarına işte bu sayede örnek olabilecek duruma gelmiştir.
Bundan böyle yazılarımda kadınlarımızı ve ‘Kadınca Olsaydı Dünya’ konularını yazacağım.
Geçmişte ve günümüzde kadınların yaşadıklarını, erkek egemen düzenin nasıl değiştirilebileceğimi anlatacağım.
Sizlerin de katkısı olursa, çok daha önemli konuları gündeme getirebiliriz.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

17.12.2025 15:00:00