Sadi Yılmaz

Günün Yazısı


Kişiliği Oturmadan Makam Koltuğuna Oturanlar

.

Kişiliği oturmadan makam koltuğuna oturanların kaderi bellidir: Yetkiyi iktidar, koltuğu kudret, makamı da kendilerine verilmiş bir tebaanın başı sanırlar. Oysa kişilik dediğin, kim olduğunu anladığın gün değil, kim olmadığını kabullendiğin gün başlar. Makam ise, sahip olunan vasıf değil, emanet edilen sorumluluktur.

Bu yüzden karakteri zayıf olanlar koltuğa oturduklarında devletin imkanlarını kendi ömürlerinin uzantısı sanarlar. Yaptıkları iyilikten sadaka, yaptıkları kötülükten ise mecburiyet çıkarırlar. Övgü ile alkışı birbirine karıştırırlar. Eleştiriyi düşmanlık sayarlar. Çünkü henüz insan olma sürecini tamamlamadan amir olmuştur onlar.

Kişiliği yerleşmemiş olan her bürokrat, her siyasetçi, her yönetici önce yüzünü değil, huyunu kaybeder. Koltuğu yükseldikçe ufku daralır. Yetkisi çoğaldıkça tevazusu biter.

Etrafına topladığı insanlar bile liyakatli olanlar değil, yüksek sesle “efendim” diyenler olur. 

Böylece makam yalnızca bir koltuk değil, kişilik çürümesinin hızlandırıcısı haline gelir.

Devletin adalet terazisi böyle zamanlarda şaşar. Çünkü teraziyi tutan el titreyince, kantarın ayarı halkın sırtına vurur. 

Makamını hizmet için değil gösteriş için kullananlar, adlarını değil gölgelerini geriye bırakmışlardır.

Oysa kişilik oturmadan makam koltuğuna oturulmaz. Evvela vicdan kurulacak, sonra masa kurulacaktır. Evvela karakter kalkacak, sonra protokol oturacaktır. 

Aksi halde devlet, kurum değil orkestraya dönüştürülür; herkes aynı notayı çalmak zorunda kalınca musikinin tadı değil gürültünün acısı çıkar.

Bir millet için en tehlikeli şey, güçlü olmayanların güçlü görünmeye çalışması değil, zayıf karakterlilerin güç sahibi olmasıdır. Çünkü onlar koltuğa emanet gözüyle değil ganimet gözüyle bakar. 

Ve ganimeti paylaşırken halkın payına hep “sabır” düşer.

Tarihin en sağlam koltukları incelenirse görülür ki, onları sağlam kılan marangoz değil, üzerine oturan adamın kişiliğidir. 

Çünkü karakteri olan insanın koltuğa ihtiyacı yoktur; makam onun varlığıyla anlam kazanır. Kişiliği olmayan ise makamda erir, tıpkı ışığa tutulan balmumu gibi. Bu yüzden adamlığın olmadığı yerde devlet disiplini değil, çıkar çetesi hüküm sürer.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

15.01.2026 00:00:00