Günün Yazısı


Kudüs: İnançların Kesiştiği, İnsanlığın Ayrıştığı Toprak

Kudüs: İnançların Kesiştiği, İnsanlığın Ayrıştığı Toprak

Metin YILMAZ

Kudüs: İnançların Kesiştiği, İnsanlığın Ayrıştığı Toprak

Bugün yaşanan İsrail-Filistin savaşı, aslında yalnızca modern bir siyasi kriz değil; 2500 yıl öncesine uzanan bir inanç zincirinin mirasıdır.

Tevrat’a göre Tanrı, Hz. İbrahim’e “Bu toprakları sana ve soyuna vereceğim” demişti. Bu söz, Yahudiler için kutsal bir vaat, bir varoluş meselesi haline geldi.
Müslümanlar içinse Kudüs, Hz. Muhammed’in Mirac’a yükseldiği yer olan Mescid-i Aksa’nın emanetiydi.
Hristiyanlar ise bu şehri, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği ve diriliş mucizesinin yaşandığı ilahi mekân olarak gördüler.

Üç büyük din, aynı Tanrı’ya inandı; fakat o Tanrı’nın şehri üzerinde birbirine yabancılaştı.
Kudüs, böylece hem inancın gücünü hem de çatışmanın kökenini taşıyan bir sembole dönüştü.

Yüzyıllar boyunca Kudüs, Osmanlı yönetimi altında farklı inançlardan insanların bir arada yaşadığı barış şehri oldu.
Ancak 19. yüzyılın sonlarında Avrupa’da doğan Siyonizm hareketi, dini bir ideali politik hedefe çevirdi: “Yahudilerin kadim topraklarına dönüşü.”

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı’nın çekilmesiyle bölge İngiliz mandasına geçti.
1917’deki Balfour Deklarasyonu, Filistin’de bir “Yahudi yurdu” kurulmasını destekleyince tarihsel dengeler bozuldu.
Ve 14 Mayıs 1948’te İsrail Devleti kuruldu.

Yahudiler bunu Tanrı’nın vaadinin gerçekleşmesi olarak kutlarken, Filistinliler için o gün, “Nakba” – Büyük Felaket olarak hafızalara kazındı.
Bir taraf “kutsal savunma” derken, diğer taraf “işgal” diye haykırdı.
Ama her defasında kaybeden, yine insanlık oldu.

İki Tarafta da Acı, İki Tarafta da Sorumluluk

Gerçeği görmek gerekir:
Bu savaşın tek bir suçlusu yok.
İsrail, “güvenlik” gerekçesiyle orantısız güç kullanarak binlerce sivili, kadın ve çocuğu öldürdü. Halen açlıkla vahşetini sürdürmeye çalışıyor.

Filistin’deki bazı radikal gruplar ise barış sürecini baltalayarak sivil yerleşimlere saldırılar düzenledi.

İsrail’in yerleşim politikaları, abluka uygulamaları ve işgal genişlemeleri, Filistin halkının yaşama hakkını yok sayarken,
Filistin içindeki radikal örgütlerin varlığı da, haklı davanın meşruiyetine gölge düşürdü.

Sonuçta, dinlerin öğrettiği merhamet yerini nefretin diline bıraktı.
Ve mazlum olan, yine insanlığın kendisi oldu.

Kudüs, binlerce yıldır Tanrı adına savaş gören ama Tanrı’nın emrettiği barışı bir türlü yaşayamayan insanların toprağı oldu.
Belki de artık sorulması gereken soru, “Kimin toprağı?” değil,
“Kimin insanlığı kaldı?” sorusudur.

Bir gün Kudüs’te ezanla çan, dua ile şofar (Yahudi boru sesi) aynı anda yankılanırsa...
İşte o zaman Tanrı’nın adı yeniden barışla anılır.

Bunun için Kudüs, sadece dinlerin değil, insanlığın vicdan aynası da olmaya devam etmelidir.

Geri dönüşlerinizi önemsiyoruz

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın Diğer yazıları

balemder10@gmail.com

Facebook-f Instagram Youtube Twitter

Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

9.10.2025 06:56:09