Amerika’nın övünerek duyurduğu Venezuella operasyonu, kabul edilemez ve desteklenemez bir hukuksuzluktur.
Venezuella’nın devlet başkanı ve eşinin yatak odasından sürüklenerek kaçırılmasıyla gerçekleştirilen darbe, yeni dünya düzenindeki savaşın ilanıdır. Herhangi bir ülkenin iç işlerine müdahale edip, o ülkeyi sömürge haline getirmek, ne ABD’nin ne de başka bir ülkenin haddidir.
Gerekçesi uyuşturucu, diktatörlük veya petrol yatakları başta olmak üzere her ne olursa olsun, hiçbir bahane başka bir ülkeyi ele geçirmek için ileri sürülemez.
Her ülke, başka ülkelerin sınır bütünlüğünü tanımak ve saygı göstermek zorundadır. Başta Birleşmiş Milletler Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası hukukta başka ülkelere müdahale, savaş suçudur.
Dünyadaki her ülkenin bu hukuksuzluğu karşı yüksek sesle tepki göstermeli, her ülke gücü yettiği oranında ABD’ye tepki göstermek zorundadır. Şayet bunu yapamıyorlarsa o ülkeler ABD’ye “göbekten” bağlıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Erzurum Kongresi’nde alınan “MANDA VE HİMAYE KABUL EDİLEMEZ” kararı, Türk ulusunun çıktığı kutlu yoldaki ilk adımıdır.
O günün şartlarına rağmen Türk Milleti, ne ABD’nin ne de Avrupa’nın himayesi altında yaşamak yerine ölmeyi kabullenmiştir.
Cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığımız darbeler ve darbe girişimleri, ülkemize çok şey kaybettirdi. Darbe destekçisi ülke içinden veya dışından her kim olursa olsun vatan hainidir. Bizim tarihimizde yaşadığımız bu acı olaylar varken, başka bir ülkede yaşanan aynı acıya karşı sessiz kalmaması gereken ülkelerin başında Türkiye Cumhuriyeti gelmektedir.
ABD’yi “dünyanın jandarması” yapan, ona destek veren ülkelerdir. Amerika’ya karşı koyabilecek en büyük güçlerden biri her ne kadar Çin olsa bile, Venezuella’daki petrol yataklarından pay alarak kısık sesle tepki göstermeyi tercih etti.
ABD’nin başta Filistin olmak üzere, Irak, Mısır ve Suriye’nin ardından Venezuella’yı ele geçirmesi, ileriki zamanlarda sıranın diğer ülkelere geleceğinin açık bir göstergesidir.
Başta İran, Küba ve Kolombiya olmak üzere dünyaya tehditler savuran ABD’nin Başkanı, aba altından sopa göstererek, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelere de gözdağı verme cüretinde bulunmuştur.
Maduro, başına gelen bu olaylar karşısında sessiz kalan dünyayı madara etmiştir. Maduro serbest bırakılmalı, şayet suçlu ise kendi ülkesinde yargılanmalıdır. ABD, bu yaptıklarının hesabını er ya da geç vermelidir.
En çok zoruma giden ise Maduro’nin kelepçeli fotoğrafları yayınlandıktan sonra üzerindeki eşofman takımının reklamının yapılması ve satışlarının artmasıdır.
Okurlarımıza Venezualla operasyonunu daha iyi anlamaları için “Bir tetikçinin itirafları” adlı kitap serisini okumalarını tavsiye ederim. ABD’nin ekonomik tetikçilerinin ve çakallarının başarılı olamadığı Venezuella’ya yaptığı darbe, diğer ülkelere uyguladığı politikalarla birebir aynı.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.