Asıl soru şu: öğrendiklerimle ne yapacağım - Yalom
Gazetecilikte asıl sınav haber yazarken değil, gerçeği öğrendiğin anda başlıyor. Çünkü o andan sonra mesele meslek değil, karakter meselesi oluyor.
Yalom'un da ifade ettiği gibi asıl soru şu: “Öğrendiklerimle ne yapacağım?”
Bu soru, günümüz gazetecisini gazeteciden ayıran tek sorudur.
....Ve cevabı: keskin olduğu kadar da nettir.
Bana göre üç ihtimal vardır; dördüncüsü yoktur.
- Onu satarsın.
Doğruyu pazarlık masasına koyarsın. Haber artık gerçek değildir; bir kaldıraçtır.
Kime yarayacağına, ne zaman servis edileceğine, hangi bedelle susturulacağına sen değil, başkaları karar verir.
Bu yol seni hızla yükseltir; ama daha hızlı tüketir. Sonunda herkes seni tanır, kimse yazdıklarını hatırlamaz. “Her şeyi bilen ama hiçbir şeyi yazmamış” kullanılmış bir figür olarak ortalıkta dolaşır durursun.
- Onu gömersin.
“Zamanı değil”, “şartlar uygun değil”, “ben yazmazsam başkası yazar” diyerek susarsın. Bu yol en masum görünen yoldur; o yüzden en tehlikelisidir.
Çünkü suskunluk bir kez gerçekleştiğinde, alışkanlığa dönüşür. Sustukça hafiflediğini sanırsın; oysa çürümeye başlamışsındır. Her gömülen bilgi, senden biraz daha parça alır, farkında değilsindir.
- Onu taşırsın.
Yazamasan bile unutmazsın. Not alırsın, belgelersin, aklında, ruhunda diri tutarsın. Her gerçek hemen yayımlanmaz; ama hiçbir gerçek de sonsuza kadar saklanmaz. Bu yol yalnızdır. Bu yol risklidir. Alkış yoktur, koruma yoktur. Ama gazeteciliğin hâlâ bir anlamı varsa, o anlam bu yolun üzerinde durur.
Asıl mesele cesaret değildir. Asıl mesele şudur: “O bilginin seni kime dönüştüreceğidir.”
Bilgi iki şey yapar: Ya seni kirletir, ya da seni ağırlaştırır.
Gazeteci, öğrendiklerini sırtında taşıyabilen insandır. Yazamadığı günlerde bile gerçeğin hafızası olmayı reddetmeyendir. Ve günümüzde en çok cezalandırılan şey, tam olarak budur.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.