Nijer çölünün ortasında bir ağaç vardı.
Yüzlerce kilometrelik kum denizinde tek başına dururdu. Ona Tenere Ağacı derlerdi. Herkes yolunu bulmak için ona bakardı, çünkü başka hiçbir şey yoktu o uçsuz bucaksız boşlukta.
Haritalara bile işlenmişti; bir ağacın, çölün ortasında tek başına bir yön haline gelmesi... işte mucize buydu.
Tenere Ağacı, yaşına göre tam bir bilgeydi. Tahmini olarak yaklaşık 300 yıl yaşadı. Sahra Çölü’nün ortasında, Nijer’in Agadez bölgesinde tek başına büyüdü. Kökleri o kadar derindeydi ki, yeraltı suyuna 30–40 metre uzanabiliyordu. Yani, üç asır boyunca ne gölge aradı ne su. Kökleriyle hayatta kaldı.
Ama sonra bir kamyon çarptı ona. Dünyanın en yalnız ağacı devrildi. İnsanlık, bir yönünü daha kaybetti o gün.
Şimdi, Niamey’deki Nijer Ulusal Müzesi’nde onun gövdesi korunuyor. Yerineyse, çölün ortasına metal bir heykel dikildi. Kökleri yok ama hatırası hala yaşıyor.
Ben de bu köşeye onun adını verdim.
Çünkü bu dünyada da yalnız kalmış doğrular var. Çölleşmiş vicdanlar arasında hala dimdik duran, rüzgara rağmen kök salan insanlar var. Öyle bir çağın içindeyiz ki, düşünce çölleşiyor, kelimeler kuruyor, vicdan susuyor. “Tenere Ağacı” onların sesi olacak.
Burada olaylara, haberlere, gündemin gürültüsüne değil; sessizliğin derinliğine bakacağız.
Yalnız ama inatla ayakta duranların gözünden...
Çünkü bazen tek bir ağaç, bütün bir ormandan daha çok şey anlatır.
Haftaya görüşmek dileğiyle, kalın sağlıcakla.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.