Ömrüm vefa ederse, doğup büyüdüğüm şehir Erzurum’da bir dernek kuracağım.
Adı da hazır:
Orijinal Erzurumlular Derneği.
Genel merkezi mi?
Tebrizkapı olur, Gavurboğan olur… Olmazsa olmaz: ruhu Erzurum kokacak.
Kim ne derse desin, kim “bölücülük yapıyorsun” derse desin… Umurumda değil.
Konuşma fırsatı bulduğum her Erzurumluya kurulan derneğin doğrudan kimlik meselesi olduğunu anlatacağım.
Yönetim kurulu da şimdiden hazır sayılır: Başkan: Mahallebaşı'lı, orijinal dadaş, Vahdet Kılıç namı diğer “Vaddo Baba.”
Başkan Yardımcısı: Memleket sevdasıyla tanınan, karakteriyle örnek gösterilen Mahmut Hakkıoğlu.
Ama bir şartım var. Net. Kesin ve pazarlıksız:
Yönetimde görev alacak herkesin aslı astarı belli olacak, şeceresi net olacak. Kısaca: orijinal Erzurumlu olacak. Çakma, yan sanayiye yer yok. “Dedem Erzurumluymuş, ben de sayılırım” diyenlere de yok.
Geçerken Erzurumlu olanlara, Erzurum’da fotoğraf çektirip memleket sevdalısı kesilenlere de yer yok.
Artık yeter!
Ben ve benim gibi orijinal Erzurum'lular hariç önüne gelen dadaş, önüne gelen Erzurumlu, önüne gelen memleket sevdalısı… Bu kadar sulandırılmış bir aidiyet ne dadaşlığa yakışır, ne Erzurum’un ayazına dayanır.
Yeter kardeşim.
*****
Kısa bir süre önce Ankara’da, genel müdürü Orijinal Erzurumlu olan kıymetli bir dostumun makamındaydım. Eskileri konuşup kah güldük, kah hüzünlendik.
Yanımıza Kayserili bir şube müdürü geldi. Üç beş sohbetten sonra bana Erzurum’dan birkaç isim sordu.
Daha ben nefes almadan o isimleri “mükemmel Erzurumlu”, “Erzurum sevdalısı”, “Erzurum’un en asil insanları” ilan etti.
Yetmedi, üstüne bir de “işte dadaşlık böyle bir şey” dedi.
Yetmedi… Misafir edildiği evde hamsi pilavı ve lahana çorbası ikram edildiğini, ardından kıtlama çay içip ehram alarak Ankara’ya döndüğünü anlattı.
Ben dondum kaldım. Ama Kayseri'li müdürüm susmadı. Susmak bir yana, tam gaz devam etti…
Dayanamadım, sordum:
“Orijinal Erzurumlu olduklarını nereden anladın?”
Cevap ibretlikti: “Erzurum’da evleri var. Erzurumlu olmayan biri orada ticaret yapabilir mi?”
Eyvah eyvah…
O an kalbim bir an durdu, sonra Erzurum ayazı gibi içime oturdu. Üzüldüm. Hem de çok. Bir yandan güldüm; ama acı bir gülüştü. Hani insanın içi yanar da dışı tebessüm eder ya, aynen öyle.
O an anladım ki, meseleyi anlatmak için uzun nutuklara gerek yok.
Kısa, net, ama kalpten başlıklar lazım.
Orijinal Erzurumlu kimdir?
Orijinal Erzurumlu; Evinde lahana çorbası değil, ayran aşı ikram eder. Masasında hamsili pilav değil, su böreği olur. Tatlı olarak kadayıf dolması sunar.
Yanına da “Bir tane daha almaz mısın?” diye sormayı ihmal etmez.
Orijinal Erzurumlu; Parayı Erzurum’da kazanır, yatırımını da Erzurum’a yapar. Yazın Karadeniz yaylasında, kışın Palandöken’de kazandığını nereye kaçıracağının hesabını yapmaz. Kazandığını kaçırmaz, memlekete yakıştırır.
Orijinal Erzurumlu; Siyaseti ve bürokrasiyi kendi cebine değil, memleketin cebine çalıştırır. “Ben ne alırım?” diye değil, “Erzurum ne kazanır?” diye düşünür.
Sevgili dostlar, sizin de bildiğiniz gibi Erzurumlu olmak bir kimlik kartı değildir. Bir barkod hiç değildir. Erzurumlu olmak, dadaş olmak; bir etiket değil, bir karakterdir. Bir soyadı değil, bir duruştur.
Sevgiyle kalın…
Ama siz siz olun, gelin şu “Orijinal Erzurumlular Derneği” fikrine destek olun.
Sevgiyle kalın…
Ama hep böyle kalın, emi…
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.