Papa Françesko’nun Irak ziyareti “tarihi” diye pazarlanırken, Erbil elini hiç titretmeden Papa’nın önüne öyle bir harita koydu ki, tarihten çok daha ağır bir şey sundular: Niyet.
Hem de üstün de mührü ve posta pulu olan bir Niyet...
Düşünün: Bir pulu basıyorsun.
Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunu kendi sınırlarına katıyorsun.
Sonra da “Hediye getirdik Papa Hazretleri” diye sunuyorsun.
Bana göre bunun adı diplomasi değil; bunun adı “Buyurun efendim, biz yeni oyuna başladık” demektir.
....Ve, bunu bizzat Barzani ailesi yaptı.
Mesut Barzani oradaydı.
Neçirvan Barzani oradaydı.
Yani “yanlışlık oldu” diyenlere bir hatırlatma:
Bu kadar çok Barzani bir aradaysa orada yanlışlık olmaz, karar olur.
Şimdi gelelim asıl meseleye:
Erbil bu cesareti nereden aldı?
Cevap basit:
Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın gömleğini giyip ABD’nin zırhını kuşanan PYD/YPG’den…
Washington’da her kapıyı açabilen lobilerden…
Bağdat’ta artan pazarlık gücünden…
Ve en önemlisi, bölgede herkesin “Türkiye’nin ne kadar ileri gidebileceğini” yeniden test etmeye başlamasından.
Bir dönem PKK’ya çıkışan Barzani yönetimi bugün Türkiye’ye posta koyma özgüveni kazanmışsa, bölgede bir şeyler değişmiştir.
Ve o değişiklik, Ankara’nın değil, Washington’un işine geliyordur.
Hatırlayalım:
2007–2008’de Celal Talabani, “PKK terör örgütüdür” diyebilen tek Kürt liderdi.
Üstelik “Bağımsız Kürdistan’a inanmıyorum” diyerek kendi camiasının ezberini bozacak cesareti de göstermişti.
Neden?
Çünkü bölge gerçeğini biliyordu.
Haritaların romantizmle değil; güç dengeleriyle çizilir gerçeğini de biliyordu.
Bugün Barzani yönetimi o gerçeği rafa kaldırmış görünüyor.
Yerine ne koymuşlar?
ABD’nin verdiği özgüven, Suriye’deki fiili yapı, “zaman bizden yana” havası…
Sonuç?
Papa’ya pullu harita. Yersen tabi...
Peki bu pul ne anlatıyor?
— “Türkiye kızsa da bir şey yapamaz.”
— “Biz yeni döneme hazırlanıyoruz.”
— “Washington arkamızda.”
— “Ankara’ya mesaj veriyoruz, hem de dünyanın gözü önünde.”
Daha net ne söylesinler?
“Noteri de çağıralım mı?” deseler ancak bu kadar olurdu.
Barzani yönetimi bir şeyi görmüyor ya da görmek istemiyor:
Cüretle çizilmiş haritalar uzun ömürlü değildir. Bunu unutmamak gerekir.
Bugün ABD korumasıyla çizilen sınırlara güvenip Türkiye’yi yok saymak, yarın bölgede rüzgâr tersine estiğinde masraflı bir pişmanlığa dönüşür.
Harita basmak kolay…
Onu savunacak güç dengesi yoksa, bir sonraki basımda geri çekmesi de kolay.
Tekrar ediyorum. Erbil’in Papa’ya sunduğu o pul, aslında bölgenin yeni güç testinin küçük ama çok sembolik bir parçasıdır.
Bir “hediye” değil;
bir “uyarı”,
bir “hamle”,
bir “hodri meydan”…
Ama tarih şunu da yazmayı hiç unutmaz:
Büyük hayaller küçük pullara sığmaz.
Cüretle çizilen her harita kalıcı değildir.
Bölgedeki dengeler değiştiğinde duvardan en hızlı inen de o haritalardır.
Geriye ne kalır? Güvensizlik.
Ve Türkiye ile kurulan o kırılgan güven yıllar sonra yapılan bilinçli bir hamleyle dinamitleniş olur.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.