Toplum dediğimiz yapı, taş üstüne taş koyularak değil; nesil üstüne nesil yetiştirilerek inşa edilir. Bu inşanın temeli ailedir. Aile ise sadece aynı çatı altında yaşamak değil; mahremiyetin, güvenin ve sınırın korunduğu kutsal bir alandır. İşte ensest, tam da bu alanı hedef alan bir yıkımdır.
Ensest, yalnızca bireysel bir sapkınlık değildir, güç istismarının, psikolojik baskının ve ahlaki çöküşün en karanlık biçimlerinden biridir. Aile içindeki hiyerarşi ve yaş farkı, çoğu zaman rıza kavramını tartışmalı hâle getirir. Çocuk ya da genç birey, aile içinde korunması gereken konumdayken, istismara açık bir hâle düşürüldüğünde sadece bedeni değil, ruhu da yaralanır. Bu yara bazen ömür boyu kapanmaz.
Tarih boyunca medeniyetler ensesti yasaklamıştır. Çünkü aile içi sınırların çökmesi, toplumun çökmesidir. Ailede güven kalmazsa, toplumda da güven kalmaz. Ailede mahremiyet yoksa, toplumda da ahlak kalmaz. Bu yüzden ensest yasağı yalnızca dini bir emir değil, sosyolojik bir zorunluluktur.
Günümüzde bazı marjinal fikir akımları, her sınırı “özgürlük adı altında tartışmaya açmaktadır. Oysa özgürlük, zayıfı koruyarak anlam kazanır. Güçlü olanın, aile içindeki konumunu kullanarak sınır ihlali yapması özgürlük değil, zulümdür. Hiçbir ideolojik söylem, aile içi istismarı meşrulaştıramaz.
Ensest, biyolojik açıdan da ağır sonuçlar doğurur. Genetik hastalık riskinin artması, neslin sağlığını tehlikeye atar. Ancak mesele sadece biyoloji değildir; asıl yıkım, güven bağlarının parçalanması demektir. Baba figürüne güvenemeyen bir evlat, hayata nasıl güvenecektir? Abi tarafından ihanete uğrayan bir genç, insanlığa nasıl inanacaktır?
Toplumsal çürüme, önce ayıp denilen bir şeyin sıradanlaştırılmasıyla başlar. Bir zamanlar herkesin yüz çevirdiği kötülük, bugün tartışma masasına konuluyorsa; yarın savunulur hâle gelmesi tehlikesi vardır. Bu yüzden aileyi korumak, sadece bir değer savunusu değil, bir gelecek savunusudur.
Devletin görevi nettir, çocuğu korumak. Hukukun görevi nettir, istismarı cezalandırmak. Toplumun görevi nettir, sınırları muhafaza etmek. Aile içi mahremiyet, kırmızı çizgidir. Bu çizgi silinirse, geriye sadece kaos kalır.
Ahlak, baskı değil; denge unsurudur. Sınır, düşman değil; güvenliktir. Aile ise insanın ilk sığınağıdır. O sığınağı kirleten her davranış, bireyin de toplumun da geleceğini karartır.
Aileyi korumak, insanlığı korumaktır.
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.