Raşit Yetim

Günün Yazısı


Susmak mı, Yurttaş Olmak mı?

"Demokrasi yalnızca sandık değildir; bilinçtir, sorumluluktur ve iradedir."

Türkiye’nin bugün yalnızca ekonomik zorluklarla değil; aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin tartışıldığı, toplumsal duyarlılığın zayıfladığı bir süreçten geçtiğine inanıyorum.

Mustafa Kemal Atatürk bu millete yalnızca bir devlet kurmadı; aynı zamanda bir okuma, düşünme ve sorgulama kültürü kazandırmak istedi. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derken, körü körüne inancı değil; bilinçli yurttaşlığı esas aldı. Çünkü okuyan toplumlar yönetilmez; kendi kendini yönetir.

Atatürk “demokrasi” dedi. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” derken, sandığı bir formalite değil; halkın bilinçli tercihi olarak tanımladı. Çünkü demokrasi, sadece oy vermek değildir; kime, neden ve hangi ilke adına oy verdiğini bilmektir.

Ne var ki bugün geldiğimiz noktada yönetmek yerine onayladık. 

Düşünmek yerine kabullendik. 

Parti lideri kimi gösterdiyse onu seçtik.

Milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi… 

Kim olduklarını merak bile etmedik. 

Sanki miras kalmış gibi oy verdik. Sanki kaderimize yazılmış gibi boyun eğdik.

Bu, demokrasinin içinin boşaltılmasıdır. Halkın özne olmaktan çıkarılıp, nesne haline getirilmesidir. Oysa Atatürk’ün hedeflediği yurttaş modeli; sorgulayan, düşünen, iradesine sahip çıkan ve yöneten yurttaştı.

Bugün yargının siyasetin aparatı haline getirilmek istendiğine dair kaygılar, bu bilinç kaybının doğal sonucudur. 

Yargı bağımsızlığının zedelendiği bir ülkede ne adaletten ne de toplumsal huzurdan söz edilebilir. Çünkü adalet çökerse, devlet çöker; ekonomi çöker; toplum çöker.

Maalesef yaşanan ekonomik tablo da bunu doğruluyor.

Bir zamanlar kendi kendine yeten sayılı tarım ülkelerinden biri olan Türkiye, bugün çiftçisini küstüren, üretimi cezalandıran bir yapıya sürüklenmiştir.

Dünyanın on katı oranında gıda enflasyonu yaşanan bir ülkede bunun adı “enflasyonla mücadele” değil; ekonomik buhran temelli bir toplumsal çöküştür.

Sevgili dostlar, bana göre sessizlik rızadır. Konuşmak ise yurttaşlık görevidir.

Mustafa Kemal’in askeri olmak; sadece tarihsel bir aidiyet değil, bugüne dair bir sorumluluktur. Hukukun üstünlüğünü savunmak, üretimi sahiplenmek, demokrasiyi gerçek anlamıyla yaşatmak ve halkın kendi kendini yönetme iradesini yeniden ayağa kaldırmaktır.

Cumhuriyet’in kurucu değerleri, bu ülkenin en sağlam zırhıdır. O zırh delinirse, geriye savunmasız bir toplum kalır.

Bu yüzden susmuyoruz. Çünkü bu ülke, susanların değil; okuyanların, düşünenlerin, yönetenlerin omuzlarında yükselir.


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

Yorumlar (1)
Ömer başkan İyiki varsınız hocan

9.02.2026 20:35:00