'Yasa koymaktan haz alıyorsunuz. Ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla.'
Halil Cibran
Halil Cibran’ın bu sözü, sadece bireyin değil, bana göre toplumların da en derin çelişkisini özetler gibi.
İnsan, düzen kurmak ister; çünkü düzen güven verir. Fakat bir süre sonra o düzenin duvarları, onu özgürlüğünden eder. O zaman insan, kendi yarattığı yasaları çiğneyerek yeniden nefes almaya çalışır.
Bu, sadece bireysel bir isyan değil; aynı zamanda toplumsal bir döngüdür.
Bugün, yasa koyanlar çoğaldı ama yasaya uyanlar azaldı.
Her kurum, her iktidar, her grup kendi küçük anayasasını yazıyor. Kurallar, çoğu zaman adaletin değil, söz sahibinin hizmetinde oluyor.
Yasalar, halkı, haklıyı korumak için değil, halkı hizaya sokmak için düzenleniyor. Sonra aynı yasaları koyanlar, ilk fırsatta kendi çıkarları uğruna o kuralları çiğniyor. ...Ve koydukları yasayı kutsallaştıranlar, onun ruhunu çoktan öldürmüş oluyor.
Sevgili dostlar, dikkat ederseniz Cibran’ın uyarısı işte burada anlam kazanıyor:
İnsanoğlu, düzeni sever ama sınırsızlığı özler.
Bir toplumun erdemi, kurallara sahip çıkmakta değil; adaleti içselleştirmekte gizlidir.
Adaletin olmadığı bir yerde, en kusursuz yasa bile yozlaşır.
Oysa adaletin olduğu yerde, yasa gerekmeden de insanlar insanca yaşar.
Bugün sokakta, medyada, mecliste gördüğümüz şey;
yasayla oynayan, kanunu eğip bükmeyi beceri sayan bir anlayıştır.
Bir zamanlar halkın iradesiyle yazılan yasalar, şimdi gücü elinde tutanların niyetine göre yorumlanıyor.
“Yasa herkes için” cümlesi, sadece duvarda asılı bir söz hâline gelmiş durumda.
Ama insanın doğası, eninde sonunda kendi vicdanına döner.
Çünkü en yüksek yasa, kâğıtta değil — vicdanda yazılıdır.
Cibran’ın dediği gibi:
Kural koyarken tanrı gibi davranırız, ama onu çiğnerken kendi gerçeğimizle yüzleşiriz.
Ve işte o yüzleşme anı, bir milletin aynasıdır.
Bugün o aynaya bakma cesaretimiz kaldı mı?
Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.