Günün Yazısı


Zengin Diye Sorgulamadık… Peki Hukuk Ne Diyor?

Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında lüks hediyeler, nakit ödemeler ve MASAK raporları dosyaya girdi; ancak takipsizlik kararı çıktı. Hukuk suç görmedi, peki kamu vicdanı ikna oldu mu?

"Zengin Diye Sorgulamadık"

Evet hepsi bu kadar…

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianame, Türkiye’nin yıllardır aşina olduğu ama hâlâ çözemediği bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: Güç, yakınlık ve lüks arasındaki görünmez bağlar nerede başlar, nerede suç olur? 

Dosyada yer alan en çarpıcı bölüm, Antalya Büyükşehir Belediye'sinde görevli bir mühendisin, belediye başkanının oğluyla yaşadığı ilişki sürecinde edindiği mal varlığına dair tespitlerdi. 

Lüks araçlar, on binlerce avroluk saatler, marka çantalar, altın bileklikler…  

Ve bunların tümü, bir kamu görevlisinin yaşam standardında ani ve izaha muhtaç bir sıçrama olarak kayda geçti. 

Ancak iddianamenin sonunda şu cümle yer aldı: 
“Rüşvet, irtikap ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına ilişkin somut delil elde edilemedi.” 

Yani hukuken suç yoktu. 

Peki ya kamu vicdanı. Kamu vicdanı açısından soru işaretleri daha yeni başlıyordu. 

 

46 Bin Dolarlık Araç, Sıfır Banka Kaydı 

Dosyaya göre, 46 bin dolarlık bir araç “nakit” olarak satın alınmıştı. 

Ancak MASAK kayıtlarında ne para transferi vardı ne de nakit çekimi. Hukuk, paranın kaynağı ispatlanamadığı sürece “suç” demiyor. Ama kamuoyunun kafasına şu soru takılıyor:  Nakit nereden geldi? 

Bu soru sadece bir araçla sınırlı değil. 

On bin avroluk saat, yüz binlerce liralık mücevher, Dubai tatilleri, butik yatırımları… Hepsi bir kamu görevlisinin resmi gelirleriyle kıyaslandığında açıklanması gereken ciddi farklar barındırıyor. 

 *****

“Zengin Diye Sorgulamadım” Savunması 

Dosyada yer alan savunma ise belki de en çarpıcı cümleyle özetlenebilir: 

“Tanınmış ve zengin biri olduğunu düşündüğüm için hediyeleri nasıl aldığını sorgulamadım.” 

Bu cümle, Türkiye’de yalnızca bir soruşturmanın değil, bir kültürel alışkanlığın da itirafı gibi okunmalı. Çünkü burada mesele sadece bireysel bir ilişki değil; güce ve zenginliğe duyulan sorgusuz kabulleniş

Zenginse,  sorgulanmaz. Tanınmışsa, hesap sorulmaz. Yakınsa, korunur. İşte hukukla vicdan arasındaki en büyük boşluk tam da burada oluşuyor. 

Hukuk Takipsizlik Dedi, Peki ya toplum ikna oldu mu? 

Savcılık değerlendirmesine göre; 

* Rüşvet yok. 

* Aklama yok. 

* Haksız mal edinme yok. 

* Öncel suç yok.  Ve sonuç: Takipsizlik. 

 *****

Araç iade edildi, takılar geri verildi, dosya kapandı. 

Sırası gelmişken şu soruyu sormadan edemiyor insan: 

Bir kamu görevlisinin görev süresi içinde, resmi gelirleriyle açıklanamayacak ölçekte lüks hediyeler alması, hukuken suç sayılmıyorsa bile, etik açıdan sorun değil midir? 

Devlet, yalnızca suç işleyenleri değil, aynı zamanda kamu güvenini zedeleyen ilişkileri de denetlemek zorunda değil midir? 

Sorun Dosyada Değil, Sistemde 

Bana göre bu dosya, bireysel bir skandaldan çok daha fazlasını anlatıyor. 

Türkiye’de: Kamu ile özel ilişki arasındaki sınırlar belirsiz. 

Zenginlik ile güç arasındaki mesafe bulanık. 

Hukuki suç ile etik sorun arasındaki fark göz ardı ediliyor. 

Ve sonuçta, hukuken aklanan ama vicdanen tartışmalı kalan gerçekleri artıyor. 

Evet, bu dosyada kimse mahkûm edilmedi.  Hukuk görevini yaptı. Ama hukukun vermiş olduğu doğru kararlar her zaman vicdanı tatmin etmeyebilir. 

Çünkü bazı dosyalar mahkeme salonlarında değil, toplumun adalet duygusunda kapanır.  Ve bu dosya, orada hâlâ açık duruyor, durmaya da devam edecek gibi görünüyor…


Haber sitemiz de yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gazete Gündem yazıların sorumluluğunu almaz.

31.01.2026 16:33:00