Bu ülkede sorun vekil sayısının azlığı değil, sorumluluk duygusunun yokluğudur. Meclis dolu ama vicdan boş. Sıralar dolu ama millet yalnız.
Yüzlerce milletvekili var, ama bir köyün yolunu bilen yok, bir gencin işsizliğini dert eden yok, bir annenin duasını sırtlanan yok.
Çünkü kalabalık, cesareti öldürür. Kalabalık, suçu dağıtır. Kalabalık, ihaneti görünmez kılar. Bir ilde on vekil varsa, hiçbiri gerçekten o ilin vekili değildir.
Sorumluluk parçalanır, hesap bulanıklaşır, ve sonunda millet “kime gideceğini” bilemez hâle gelir. Biz bu düzeni tanıyoruz. Bu düzen, seçim zamanı kapı çalıp, sonra Ankara’da birbirinin arkasına saklananların düzenidir. Bu düzen, milletin sofrasında oturup, koltuğun sarayında yaşayanların düzenidir.
81 il… Her biri ayrı bir kader, ayrı bir yara, ayrı bir hikâye. Ve biz diyoruz ki: Her ilin bir vekili olsun.
O vekil, o ilin adını taşımaktan utanmasın. Başını eğecekse, Ankara’da değil; memleketinde eğsin.
O vekil bilsin ki; arkasında saklanacağı kimse yok.
Yanlış yaparsa suçu paylaşacak kalabalık yok.
Doğru yaparsa alkışı bölüşecek ortak yok.
Bu millet “çok kişi” istemiyor.
Bu millet adam istiyor.
Bu millet; sözünün arkasında duran, yanlış yaptığında özür dileyen, doğru yaptığında kibirlenmeyen vekil istiyor.
Demokrasi, sayı oyunu değildir.
Demokrasi; yüzünü saklamadan konuşabilmektir.
Demokrasi; kalabalığa güvenmek değil, millete hesap verebilmektir. Bugün Meclis’te konuşulan çok şey var, ama milletin derdi konuşulmuyor.
Çünkü dert konuşmak risk ister. Risk almak cesaret ister. Cesaret de kalabalıkta barınmaz.
81 vekil olsun. Her biri bir sınav, her biri bir imtihan,
her biri milletin gözü önünde. O zaman görelim bakalım: Kim gerçekten hizmet için orada, kim sadece orada olmak için. Bu teklif bir reform değil,
bir ayıklamadır. Koltuğu sevenle, milleti seveni ayırma teklifidir.
Ve şunu herkes bilsin: Bu millet sabırlıdır, ama hafızasız değildir. Bugün sustuğu her şeyi yarın tek tek hatırlatır.Kalabalıklar gider, isimler silinir, ama hesap kalır.