Engin Yılmaz

Tarih: 04.01.2026 00:59

Bir Şehir, Bir Çay, Bir Miras: Kıyasettin Temelli

Facebook Twitter Linked-in

Şener Temelli’yi ve Temelli ailesini tanımak için yapmanız gereken ilk şey, rahmetli baba Kıyasettin Temelli’yi tanımak ve anlamanız gerekir.  İkinci şey ise çok daha basittir: Temelli Kıraathanesin de bir masaya oturmak, limonlu bir çay eşliğin de Şener Temelli’nin samimiyetine kendinizi teslim etmek. 

Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Bir şehri anlamak, tanımak için arşivlere gömülmenize gerek yok.
Bazen bir meydan, bazen bir sokak, bazen de sessiz sedasız ayakta duran bir mekân anlatır her şeyi. 

Erzurum’u tanımak isteyenlerin yolunun, er ya da geç Temelli Kıraathanesi’ne düşmesi gibi.

Temelli ailesini anlamak için sadece tabelaya bakmak yetmez. O tabela; bir ömrün, bir kültürün ve bir duruşun özetidir.
Adı da bellidir: Kıyasettin Temelli.

Orası yalnızca çay içilen bir kıraathane değildir.

Her görüşten, her yaştan, her hayattan insanın uğradığı; hayatın bütün renklerinin yan yana durduğu bir mekteptir. Mektep olması tesadüf değildir.

*****

Kıyasettin Temelli dokuz yaşında sanata yönelmiş, 1950’lerin zor şartlarında fotoğrafçılığa merak salmış, kahvenin bir köşesinde kurulan karanlık odada banyo edilen fotoğraflar, aslında geleceğin kültür insanının ilk izleri olmuştur.

Lise yıllarında Müftü Solakzâde Muhammed Sadık Efendi’den aldığı tasavvuf ve Osmanlıca dersleri, Temelli’nin dünyasını derinleştirmiştir.

Bu birikim sadece notalara değil, hayata da yansımış; 1950’li yıllarla birlikte Temel’in Kahvesi de dönüşmeye başlamıştır.

Halk müziği kursları, folklor çalışmaları, korolar derken mekân kısa sürede bir kültür merkezine dönüşmüş; önce Ses Gazinosu, ardından Erzurum Musiki Konservatuarı ve Sporcu Yetiştirme Derneği ile gençler için bir yuva hâline gelmiştir.

Bir yandan Tapu Kadastro’da Osmanlıca bilirkişiliği yaparak binlerce belgeyi günümüze kazandırmış, diğer yandan müzikte derinleşmiştir.

Kemâni Haydar Telhüner gibi ustalardan ders almış; kabak kemane, klarnet, bağlama ve ritim sazlar dâhil olmak üzere hangi saz eksikse o boşluğu doldurmuştur.

TRT programlarında “eksik saz” diye bir mesele yaşanmazmış; çünkü Kıyasettin Temelli oradaymış.

Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü’nün kuruluşunda aktif rol almış, bölüm başkanlığı yapmıştır.

Yüksek İslam Enstitüsü’nde Türk Müziği dersleri vermiş, eserler çevirmiştir.

Ziraat yüksek mühendisi olan Kıyasettin Temelli; şiir yazan, koro yöneten, hayatını masa başında değil sanatın tam merkezinde yaşayan müstesna bir insandır.

1967’de babasını kaybettiğinde Temel’in Kahvesi, Temelli Kıraathanesi adını almıştır. Bu bir tabela değişikliği değil; bir mirasın omuzlara alınışıdır.

Öner, Yener ve Şener Temelli kardeşler bu kültürü sadece devralmakla kalmamış, yaşatmak için ellerinden geleni yapmıştır. Yapmaya da devam etmektedir.

2007 yılında Kıyasettin Temelli aramızdan ayrıldı. Allah gani-gani rahmet eylesin. Ruhu şad olsun.

Hepimizin bildiği gibi: güzel insanlar ölmez. Mekâna, mekânlara siner, insanlara karışır, o memleket ve insanı ile bütünleşir. 

Temelli Kıraathanesi bugün hâlâ yaşıyorsa, bunun sebebi budur.

Hâlâ türküler söyleniyor, çaylar limon eşliğinde muhabbetle içiliyorsa; bu bir tesadüf değil, Erzurum’a bir vefadır.

Kıyasettin Temelli’nin hayali basitti ama derindi: Sanatın insanları bir araya getireceğine inanmış bir insandı.

Bugün o kapıdan içeri giren herkes, farkında olsun ya da olmasın, bu hayalin bir parçası olur ve öyle kalır.

Erzurum’un kültürel hafızasında bazı mekânlar vardır ki; kapatamazsınız, susturamazsınız. Temelli Kıraathanesi işte tam da onlardan biridir.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —