Zafer Arapkirli

Tarih: 15.02.2026 00:20

Fayrap

Facebook Twitter Linked-in

İlk olarakçocukluk yıllarımda duymuştum bu tabiri.

Evin büyükleri, yanmakta olan sobaya ilave bir kürek kömür atarken kullanılırdı.

"Sobayı fayrap yapmak" ya da "fayraplamak" gibi versiyonlarını hatırlarım.

Daha sonra, kömürle yanan kazanlarda ve hatta buharlı lokomotiflerin "ateşçilerinin" kullandığı "fayrap küreği" (iri kıyım bir kömür küreği) diye bir şey olduğunu da öğrendim.

"Bir ateşi daha da harlandırmak, güçlendirmek, şiddetini arttırmak" anlamına gelen bu "fayrap" sözcüğünün, aslında İngilizce "fire up" (ateşlemek) sözcüğünden geldiğini de etimolojik köken araştırmalarına vakıf olanlar bilir.

Son günlerin siyasi gelişmelerine dair bir alegori - metafor - mecaz ararken, bir anda aklıma geliverdi bu "fayrap"...

Tek Adam Rejimi’nin başı Recep Bey’in son hamlesi, tam da bu "kazanın hararetini arttırmak" anlamında bir hamle değilse, nedir?

Bundan sonraki yıllarda, bugünlere de dönerek "yakın siyasi tarih analizi" yapacaklar için, bence özel bir tarih olmayı hak edecek "11 Şubat hamlesi"ni iyi tercüme edebilmek açısından bu "fayrap" tabirinin çok kullanışlı olduğuna inanıyorum.

11 Şubat sabahının ilk saatlerinde Resmi Gazete’ye bakan ve bir anda bütün Türkiye’yi sarsan bir heyecan dalgası biçiminde bu haberi dakikalar içinde birbirine aktaranlar, o sabahtan itibaren artık Recep Bey Rejimi (RBR)’nin, siyasetin hararetini arttırmaya karar verdiği yorumlarını yapmaya başladılar.

Seçimin ne zaman yapılacağına, muhalefetin kendince çok haklı nedenlerle ısrarla talep ettiği erken bir seçim kararını alabilmek için RBR’nin uygun bir zamanı kolladığına, bu kararı alabilme noktasına gelebilmesi için neler yapması gerektiğine ve bu uygun "fırsat"ın ne olabileceğine dair herkes bir tahminde bulunuyor.

Hiç kuşkusuz iktidarın da muhalefetin de kendince, "soyunma odalarında" harıl harıl oyun planlarını tekrar tekrar, belki de gün gün, saat saat, dakika dakika gözden geçirdikleri bu süreçte Recep Bey’in bu "ikili tayin hamlesi" çok net ve çok "dobra" anlamlar içeriyor.

Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi’nin tayinleri, siyasetin bu iki çok önemli zemininde, yani yargı - hukuk ve emniyet - asayiş alanlarında rejimin daha da sertleşeceğinin tartışmasız işaretleri olarak algılanmalı.

Ana muhalefetin, öteden beri ama özellikle de "19 Mart Darbesi"nden itibaren açıkça ve sert biçimde hedef aldığı eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı yeni Adalet Bakanı Gürlek’in atanması Recep Bey tarafından açıkça "Siz daha bir şey görmediniz. Yeni başlıyoruz" gibi yüksek sesli bir meydan okuma olarak değerlendirilmeli.

Bir dönem kritik davaların (Berberoğlu, Demirtaş, Kaftancıoğlu, Sözcü yazarları vb.) hüküm metinleri altında, sonrasında İBB, İmamoğlu, Esenyurt, Şişli, Beşiktaş ve bilcümle CHP’li belediyelere yönelik operasyonların altında imzası olan Gürlek’in şimdi yargı - adalet aygıtının en tepesine yerleştirilmesi, tam anlamıyla bir "fayrap" adımı sayılmalı.

Düşünsenize, CHP’nin yıllardır "Bu adam siyasi nitelikli yargı adımlarının en önemli icrası, her yaptığı bir hukuksuzluk abidesi - giyotin vs." diye HSK’ya (Hakimler Savcılar Kurulu) şikayet ettiği biri, bugün o şikayet dosyalarının yığıldığı masaya "en güçlü karar verici ve tayin makamı" konumunda, yani HSK Başkanı olarak tayin ediliyor.

Gürlek’in, selefi Yılmaz Tunç’un sürekli olarak tekrarlayıp durduğu "Türkiye bir hukuk devletidir, yargı bağımsızdır" sözlerinin yarattığı rahatsız ortamı bile aratacak seviyede icraatın beklenmesi hiç de sürpriz olmayacaktır.

İçişleri Bakanılığı makamına yapılan yeni atamanın kodlarını da çözebilmek için müneccim-i âli olmaya filan gerek yoktur.

Geri planında Türkiye Cumhuriyeti kurucu ilkelerine taban tabana muhalif bir "kimyasal terkip" bulunan yeni Bakan Mustafa Çiftçi’nin, daha ilk günden AKP’li bir yazar tarafından "İlk Hafız bakanımız" diye ortaya çıkarılması, yani en önemli özelliğinin "Kuran-ı Kerim"i hatmetmiş olması" önemli bir kimlik beyanıdır. Geçmişte Çorum’da valilik yaptığı dönemde Teali İslam Cemiyeti’nden yobaz karşı devrimcinin, Mustafa Kemal’i "vatan haini" ilan eden İskilipli Atıf isimli gerici, milli mücadele düşmanının anmasına katılması da yeni "Dahiliye Nazırı"nın Cumhuriyet’e ve kurucu ilkelerine bakış açısına dair, "CV’sindeki en rahatsız edici" madde olarak görülebilir.

Sadece bu iki tayin kararı bile, seçime doğru hızla yol alındığı su götürmez bu süreçte, RBR’nin "laiklik ve hukukun üstünlüğünü ne denli geri plana atabilmeyi göze alabileceğine ve daha çatışmacı, antagonist bir siyasi anlayıştan" geri durmayacağına ilişkin iki önemli göstergedir.

Muhalefetin bu "fayrap" hamlesini iyi tercüme edebilmesi, hukukun ayaklar altına alındığı bir dönemden "daha da ayaklar altına alınacağı", laiklik karşıtı hareketlerin önlerinin daha da açılacağını, Cumhuriyet’in değerlerine ve insan haklarına, özellikle de "başta itiraz ve protesto özgürlüğü olmak üzere temel özgürlüklere" karşı daha büyük bir taarruz başlayacağını görmemesi mümkün değil.

Mesele bütün demokrasi güçlerinin, Ana Muhalefet başta olmak üzere bu "fayrap"a cevap verebilecek bir teorik ve pratik hazırlık içine bir an önce girişebilmesine yatmaktadır.

Seçimin ne zaman yapılacağından ziyade, Recep Bey Rejimi’nin bu ve muhtemel daha iddialı hamlelerine karşı nasıl bir oyun planı ya da bir "Karşı Fayrap" yapabileceği önemlidir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —