Antalya’nın hızla büyüyen ilçelerinden birinde, Kepez Belediyesi etrafında şekillenen tartışmalar bize yerel yönetimlerin en kritik meselesini yeniden hatırlatmaya başladı: Şeffaflık ve Güven.
Görevdeki belediye başkanı Mesut Kocagöz üzerinden yürüyen iddia ve eleştiriler, tek başına Mesut Kocagöz’ü değil, bir yönetim anlayışını işaret ediyor.
Bugün kamuoyunda dillendirilen iddialar, sosyal medyada dolaşan söylemler ya da kulis bilgileri ne olursa olsun, asıl sorun bunların varlığı değil; bunlara karşı yeterince açık ve güçlü bir cevap verilip verilmediği.
Çünkü yerel yönetimlerde algı da en az gerçek kadar belirleyicidir.
Peki, bu cevap verebilirlik var mı? Tabi ki yok…
Belediyeler en somut kamu kurumlarıdır. Vatandaş için devlet, çoğu zaman belediyedir. Çöpün toplanması, suyun akması, yolun yapılması kadar önemli olan bir şey daha vardır: hesap verebilirlik.
Eğer bir belediye yönetimi hakkında sürekli “ihale nasıl verildi?”, “kaynak nereye harcandı?” “İmar ve Ruhsat üzerinden alınan rüşvet iddiaları” gibi sorular soruluyorsa, burada iletişim eksikliği ya da denetim zafiyeti ihtimali ciddiyetle ele alınmalıdır.
Bugün Kepez Belediyesin de konuşulan mesele tam olarak budur.
Ortada kesinleşmiş yargı kararları olmadan suç isnadı yapmak doğru değildir. Ancak bu, soru sorulmayacağı anlamına da gelmez.
Tam tersine;
Bu soruların açık ve belgeli şekilde cevaplanması gerekir.
Aksi halde oluşan boşluğu dedikodu doldurur. Ve dedikodu, en çok yönetime zarar verir.
Yerel yönetimlerde en büyük sermaye bütçe değil, güvendir. Bu güven zedelendiğinde yapılan hizmetlerin görünürlüğü azalır, yapılan projelerin değeri tartışmalı hale gelir.
Sonuç olarak mesele bir isim meselesi değildir.
Mesele, Türkiye’de yerel yönetimlerin hâlâ kurumsal şeffaflık sınavını tam olarak verememiş olmasıdır.
Kepez özelinde yapılması gereken şey basit ama zor: Daha fazla açıklık, daha fazla veri, daha fazla hesap verebilirlik.
Hepsi bu…
Çünkü bu ülkede artık vatandaşın beklentisi değişti. Sadece hizmet değil, temiz ve şeffaf yönetim istiyor.
Haftaya: Eleştiri ve iddiaların ne olduğu konusunu işleyeceğim bir sonraki yazıda buluşmak üzere…