Bir ülkede yolsuzluk dosyaları genellikle iki yerde tıkanır: Ya siyasette, ya bürokraside.
…. Ve genellikle üç aşamadan geçer: İddia, Soruşturma, Unutma.
Hepsi bu…
Antalya Büyükşehir Belediyesi dosyası ise üçüncü bir yerde tıkanma riski taşıyor: Devletin kendi reflekslerinde.
Dosyanın merkezindeki isim, kamuoyunun yakından tanıdığı bir iş insanı: Emin Kemal Hesapçıoğlu.
Belediyeyle son beş yılda yaklaşık 1 milyar TL’lik sözleşme yapmış bir şirketin sahibi. 12 Eylül 2025’te tutuklandı. Kısa süre sonra etkin pişmanlıkla konuştu. Bir belediye başkanı ve oğluna rüşvet verdiğini itiraf etti.
Bu noktada normal bir hukuk devletinde beklenen şudur:
Dosya derinleşir, iddialar araştırılır, ilgili tüm ekonomik ilişkiler dondurulur, kamu kaynakları açısından risk analizi yapılır.
Ama olan bu olmadı. Hesapçıoğlu tahliye edildi.
Ve şirketi, üç ay gibi kısa bir sürede 20 kamu ihalesi kazandı.
Bu tablo şunu gösteriyor:
Türkiye’de kamu ihaleleri sadece ekonomik bir süreç değil, aynı zamanda siyasi ve yönetsel bir testtir. Ve bu testten şu an sınıfta kalınmıştır.
Çünkü burada tartışılan mesele, “Bir kişi suçlu mu değil mi?” meselesi değildir. Burada tartışılan mesele şudur:
Devlet, hakkında ağır rüşvet itirafı bulunan bir ekonomik aktöre kamu kaynaklarını emanet etmeye devam edebilir mi?
Bu soru ahlaki bir soru değildir sadece. Bu, aynı zamanda idari bir sorudur, yönetsel bir sorudur, kamu güvenliği sorusudur.
Kamu ihaleleri sadece mal ve hizmet alımı değildir. Aynı zamanda kamu vicdanının da ihaleye çıktığı anlardır.
Ve kamu vicdanı, “itirafçı ama ihaleci” tablosunu taşıyamaz.
Bu dosya bize bir gerçeği daha gösteriyor: Türkiye’de siyaset ile sermaye arasındaki ilişki, hâlâ şeffaf değil, denetlenebilir değil, hesap verebilir değil.
Seçim dönemlerinde toplanan “destek”ler, İhale dönemlerinde dağıtılan “ödüller”, Ve bunların arasında kalan kamusal alan…
Bu yapı sürdürülebilir değildir.
Bugün bu dosya konuşulmazsa, Bugün bu mekanizma sorgulanmazsa, Yarın sadece başka isimler konuşulacaktır; Ama sistem aynı kalacaktır.Son söz:
Bu dosya, bir belediye başkanının değil,
Bir iş insanının değil,
Bir partinin değil,
Bana göre: Devlet aklının sınavıdır.
Ve bu sınavda verilecek not, sadece bugünü değil, yarının kamu düzenini de belirleyecektir.