Belki de dünyanın hemen her köşesinde insanlığın başına bela olan şu uyuşturucu meselesi, bugünlerde en çok duyduğumuz ve gece gündüz ağzımıza sakız olan bir konu başlığı.
Ünlü bir TV sunucusu ve çevresindeki bazı beyefendi ve hanımefendilerin (ama özellikle hanımefendilerin) hususi hayatlarının en mahrem ayrıntılarına bile vakıf oluyoruz günlerdir.
Hele ki, işin içine çok büyük ve köklü bir spor kulübünün başkanı ve o başkanın, o hanımefendilerden biriyle arasındaki mahrem yazışmalar girince, olay bambaşka bir boyuta bürünerek, dün gazetemiz yayın koordinatörü Yaşar Aydın’ın yazısındaki tanımlama ile 'Brezilya Dizisi' tadına bürünüverdi.
Kulüp başkanının saç örneğinde o yasaklı 'uyarıcı maddenin' izlerine rastlandığı yolundaki (ama kendisinin itiraz ettiği) Adli Tıp raporu da, memleket gündemini adeta sarsmaya aday bir gelişmeydi.
İyi de, bir ya da birkaç vatandaşın saç örneğinde şu ya da bu maddenin bulunmasıyla mı sınırlı, bu 'uyuşturucu - uyarıcı madde dosyasının' muhteviyatı?
Biz asıl bu dosyanın ve genelde 'memleketin bir nevi saç örneğini' analiz edip, bu işi gerçekten çözecek nitelikte ele alamaz mıyız?
O saç örneğinde, sadece kimin hangi maddeyi nerede nasıl kimlerle ve başka hangi 'iç gıcıklayıcı eylemlerle' birlikte kullandıklarının çok ötesinde bulgulara rastlanacağını hepimiz biliyoruz değil mi?
Meselâ bu belânın ülkede ne kadar yaygın olduğuna, bu ülkenin o maddelerin trafiğinde küresel anlamda en önemli 'otobanlardan' biri haline geldiği de çıkar diye mi korkuyoruz o 'saç örneğinde'?
Kullanıcı diye haftalardır ekranlarda resmi geçit yaptırılan, adliye koridorlarında koşuşturma ve Whatsapp yazışma ekranlarından 'kakara kikiri' yazışma görüntüleri millete servis edileceğine, 'Kullanıcı - torbacı - tedarikçi - baron - koruyucu - kollayıcı - göz yumucu' zincirine dair isim isim, makam makam, unvan unvan dökümlerini mikroskopta görürüz diye mi endişe ediyor birileri?
Tabii ki, kimse bu maddeleri kullananları ya da evlerini ya da bazı eğlence mekânlarını hatta ofislerini bu işlere tahsis edenleri masum ve mazur gösterme niyetinde olamaz. Suç suçtur, kötü alışkanlık kötü alışkanlıktır. Ancak bu işi (bilgi işlem aleminden ödünç bir tabir kullanmak gerekirse) 'End User' (son kullanıcı) düzeyinde ele almanın kolaycılığı mı desem, yoksa kasıtlı olarak oraya hapsetmek mi desem, ciddi bir zaafiyete işaret etmiyor mu?
Bu alemin saç örneğini mikroskobun altına koyduğunuzda, ya da kimyasal testlere tabi tuttuğunuzda, belki de o ölümcül trafik ve ticari zincirde kim bilir kimlerin isimleri ortaya saçılacaktır? Hiç merak etmiyor muyuz?
Biz, bilmem kim hanımefendinin vücut hatlarıyla ilgili olarak kulüp başkanı beyefendinin yaptığı öne sürülen iğneleyici yorumlardan ziyade bu alemin milyarlarca dolarlık rantın çapına ilişkin verileri görmek isteriz o 'saç örneğinde'
Türkiye’de ve benzer kokuşmuş rejimlerde mutlaka kara ve kirli para ile bu alanlardan elde edilen devasa servetlerin, iktidarı her alanda mahalle düzeyinden devlet düzeyine kadar sağlamlaştırmak ve konsolide etmek için nasıl kullanıldığını da öğrenmek isteriz.
O adli tıp analizlerinde incelenecek saç örneklerinin, çekilecek röntgenlerin, MR’ların, BT’lerin, ultrasonların, kan ve idrar testlerinin iktisadi ve siyasi sonuçlarının bizleri daha çok ilgilendirmesi gerekmiyor mu?
Yıllar yılı bu ülkenin sınırlarında yaşanan çatışmaların arkasında, sadece etnik - dini - mezhepsel - siyasi nedenlerin değil, çok büyük oranda uyuşturucu madde trafiğinden kaynaklı paylaşım mücadelesi de bulunmuyor mu? Evrensel anlamda olduğu gibi bu topraklarda da insan, silah ve değerli madenler kaçakçılığı kadar hatta en az onlar kadar önemli bir konu başlığını, ham ya da işlenmiş uyuşturucu maddeler oluşturmuyor mu?
Bu ülkenin limanlarına yanaşan gemilerde ne taşındığı, nereden geldiği kaç bin ton olduğu, kaç yüz tonun yakalandığı ama buna karşılık 'limandaki (mesela Mersin) alıcının' kim olduğunun hep 'es geçildiği' çok büyük bir sır mı?
Mesela, Emniyet - Jandarma - Adalet - İçişleri ve dolayısıyla siyaset zincirinde hangi muktedir ya da yarı muktedirlerin 'halkaya dahil' olduğu da çıkmayacak mı, o 'saç örneğinde'?
Hâsılı kelâm...
Filanca hanımefendi veya falanca beyefendinin kılını tüyünü dert edindiğimiz kadar o örneklerin çok daha 'kalın ve gür' çıktığı başka organizmalara odaklanmak, daha fazla memleket yararına olacaktır.
Sosyal medyada telefon ekranlarında parmakla 'kaydır kaydır' izlediğimiz ya da TV ekranlarındaki KJ’lerdeki 'Son Dakika!' anonslarına harcadığımız vakit ve enerjiyi bu 'Adli - Siyasi - İktisadi Tıp Analizi' konusuna sevk etmek daha isabetli olacaktır.
Bizi, bilmem kimin evindeki 'orgy'ler, falanca mekandaki 'üfleme - koklama seansları' veya bilmem kimlerin bedensel ölçü analizlerinden daha ziyade ilgilendiriyor bu alternatif saç örneği analizi.