Engin Yılmaz

Tarih: 27.11.2025 15:49

Şehit Anasının Adalet Masası ve Kör Vicdanlar

Facebook Twitter Linked-in

“Senin oğlunun her şeyi var; gemiciği var, vakfı var.” Pakize Akbaba

Kadıköy’ün ortasında, kalabalığın uğultusunu yaran tek bir masa…
Üstünde ne iktidarın lüksü var, ne devletin ihtişamı.
Sadece bir annenin acısı, bir annenin isyanı, bir annenin yıllardır susturulmaya çalışılan haklı çığlığı.

Pakize Akbaba’nın kurduğu o “adalet masası”, aslında bu ülkenin kırılmış vicdanlarının haritası. Bir yanına Ankara’da oturdu, diğer yanına İstanbul’da. Belki yarın başka şehirlerde kuracak. Çünkü bu masayı kaldırması gerekenler kaldırmadı; aksine, masaya parmak sallamakla meşguller.

Milli Savunma Bakanı’nın bir anneye parmak salladığı bir ülkede zaten tüm kavramlar ters yüz olmuş demektir. Devletin evlatlarını toprağa veren bir anneye tepki göstermek, onu hedef haline getirmek, üstelik bunu güç gösterisine dönüştürmek… Böyle bir davranış normalleşiyorsa, bu toplumun çürüme eşiği çoktan aşılmış demektir.

Pakize Akbaba’nın bir cümlesi var ki, memleketin tüm makyajını bir anda silip attı:
“Senin oğlunun her şeyi var; gemiciği var, vakfı var.”

Bu cümle, bu ülkede “eşit acı” masalının çöktüğünün en net kanıtı. Çünkü bir tarafta mezar taşına yaslanan anneler var; diğer tarafta gemi isimleriyle anılan çocuklar… Bir tarafta evlatlarının fotosunu cüzdanında taşıyanlar; diğer tarafta binlerce metrekarelik vakıfların tabelalarını dikmiş gururla yürüyenler.

Ve bugün birileri yeniden “açılım” masası kurma derdinde.
Ne garip değil mi? Yıllardır bu ülkede masa kurmayı bilirler, ama bir tek adalet masasının yanına oturmayı beceremezler.

Kadıköy’deki masa kendilerine dert oluyor, çünkü o masa; süslü sözcüklerle saklamaya çalıştıkları tüm siyasal hesapları bozuyor. Pakize Akbaba, bu ülkenin unutturulmuş hakikatinin en çıplak halidir. Bu nedenle rahatsız ediyorlar. Çünkü gerçeğin sesi kısılınca herkes rahat ediyor; ama bir anne konuşunca bütün yalan duvarı çatlıyor.

İktidar yanlısı hesapların hedef göstermesi, aslında bir annenin sözlerinden değil, o sözlerin açtığı yaradan korkmalarından. Çünkü biliyorlar:
Adalet masası büyürse, sandıkta hesap sorulur.
Vicdan masası konuşursa, ikiyüzlülük ortaya dökülür.
Hakikat masası kurulduğunda, kimse kaçacak yer bulamaz.

Türkiye’de yıllardır birileri barış, çözüm, açılım adı altında siyaset yapıyor; ama bedeli hep aynı kesim ödüyor: Yoksullar, asker aileleri, garibanlar…
Kimin çocuğu dağda ölüyor, kimin çocuğu deniz kenarında fotoğraf veriyor, artık herkes görüyor.

Bir ülkenin iktidarı, acılı annelere tahammül edemiyorsa; o ülke sadece siyasetini değil, insanlığını da kaybetmeye başlamış demektir.

Bugün Pakize Akbaba’nın masası küçücük olabilir…
Ama inanın, o masanın gölgesi koskoca memleketi kaplıyor.

Ve şunu unutmasınlar:
Gerçek adalet masası bir gün onların önüne kurulacak.
O gün kimse parmak sallayamayacak, kimse tehdit edemeyecek.

Çünkü annelerin gözyaşı, hiçbir siyasi hesapla karşılaştırılamayacak kadar ağırdır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —