ABD ve İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı askeri operasyonu sürerken, ABD Başkanı Donald Trump operasyonun “takvimin ilerisinde” ilerlediğini ve ilk iki günde “48 İranlı liderin öldürüldüğünü” açıkladı. Trump, hedeflerinin İran’ın nükleer ve askeri kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu belirtirken, uzmanlar harekâtın sonuçlarının büyük ölçüde İran’ın iç dinamiklerine bağlı olacağını değerlendiriyor.
Trump, İsrail’in hava saldırılarından kısa süre sonra yaptığı açıklamada, “Amacımız İran rejiminden kaynaklanan yakın tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmaktır” dedi. İran’ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Trump, balistik füze programı ve deniz kuvvetlerinin de hedef alındığını duyurdu.
Uzmanlara göre ABD’nin öncelikli hedefi İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini engellemek. Ancak Almanya merkezli Ortadoğu uzmanı Marcus Schneider, nükleer altyapının bombalanmasının programı geciktirebileceğini ancak tamamen ortadan kaldırmanın zor olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, teknik bilgi birikiminin hava saldırılarıyla yok edilemeyeceğine dikkat çekiyor.
Güvenlik analisti Şahin Modarres de nükleer silaha sahip bir İran’ın ABD ve İsrail açısından kabul edilemez olduğunu, bu nedenle programın uzun vadeli olarak zayıflatılmasının stratejik öncelik olduğunu ifade ediyor.
Uzmanlara göre İran’ın balistik füze programı, bölgedeki ABD üsleri ve İsrail için doğrudan tehdit oluşturuyor. Füze depoları ve üretim tesislerinin vurulması mümkün olsa da programın tamamen ortadan kaldırılması zor görülüyor.
ABD’nin İran donanmasına yönelik operasyonlarının ise daha somut sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin güvenliği, Washington açısından kritik önemde bulunuyor. ABD ordusu, son saldırılarda İran’a ait bir savaş gemisinin vurulduğunu duyurdu.
Operasyonun en tartışmalı boyutu ise İran’da rejim değişikliği ihtimali. Trump’ın İran halkına “Biz işimizi bitirdiğimizde hükümetinizi devralın” çağrısı, Washington’ın uzun vadeli hedefinin rejimi zayıflatmak olabileceği yorumlarına yol açtı.
Ancak uzmanlara göre yalnızca hava saldırılarıyla rejimin devrilmesi zor. Modarres, kitlesel protestoların yeniden başlaması ihtimal dahilinde olsa da bunun garanti olmadığını belirtiyor. Schneider ise rejim değişikliği için kara harekâtı veya ciddi iç bölünmeler gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar, İran yönetiminin ayakta kalması halinde iç baskının artabileceği uyarısında bulunuyor. Böyle bir senaryoda, muhaliflere yönelik sert önlemler, artan militarizasyon ve uzun süreli ekonomik yıpranma ihtimali öne çıkıyor.
Analistlere göre ABD ve İsrail operasyonları İran’ın askeri kapasitesini ciddi biçimde zayıflatabilir. Ancak rejimin çöküp çökmeyeceği, ülke içindeki siyasi dengeler, halkın tepkisi ve operasyonların süresine bağlı olacak.