Muğla’nın Akbelen bölgesinde 7 köyün arazilerinin madencilik faaliyetlerine açılması üzerine TBMM’de DEM Parti, CHP ve Yeni Yol Grubu temsilcileri ile yurttaşlar ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, verimli tarım arazileri ve zeytinliklerin kamulaştırılması kararına tepki gösterildi.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, 2024 yılında yapılan kamulaştırmada 190 parselin el konulduğunu hatırlatarak, son süreçte toplam 850 hektarlık alanın kamulaştırıldığını belirtti.
Koçyiğit, bu alanın 250 hektarının zeytinlik olduğunu ifade ederek, “Bu da 50-55 bin ağacın ya yerinden sökülmesi ya da kesilerek yok edilmesi demek” dedi. Su havzaları, meralar ve tarım alanlarının zarar göreceğini savunan Koçyiğit, söz konusu uygulamaların maden şirketlerinin çıkarları doğrultusunda yapıldığını ileri sürdü.
Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Maden Yasası ile Cumhurbaşkanına geniş kamulaştırma yetkileri verildiğini ve bazı işlemlerin Sayıştay denetimi dışına çıkarıldığını iddia etti.
Muğla ekonomisine ilişkin veriler paylaşan Özdağ, 2025 yılı için madenden elde edilen gelirin 60 milyon dolar civarında olduğunu, buna karşılık tarım gelirinin 525 milyon dolar, turizm gelirinin ise yaklaşık 2,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu söyledi. Özdağ, “Bu şehir bir turizm ve tarım kentidir” diyerek termik santral ve maden projelerine karşı olduklarını ifade etti.
Gökhan Günaydın ise yalnızca 2026 yılının Ocak ve Şubat aylarında MAPEG kararlarıyla 667 yeni maden sahasının işletmeye açıldığını, bunların 34’ünün Muğla’da bulunduğunu kaydetti.
Günaydın, bu sahaların toplamda 164 bin dönümlük alanı kapsadığını belirterek, “Muğla’nın 12 bin kilometrekarelik toplam yüzölçümünün yüzde 68’i maden ruhsatına açık durumda. Yani Muğla diye bir yer bırakmamaya yemin etmiş bir çaba var” dedi. Acele kamulaştırma uygulamalarının şirketler lehine kullanıldığını savunan Günaydın, köylülerin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.
Karacahisar köyünden Ayşe Günay, geçim kaynaklarının zeytin olduğunu belirterek, “Topraklarımız, yaşamımız elden gidiyor. Biz nereye gideceğiz?” ifadelerini kullandı. Atalarının mezarlarını taşımak istemediğini dile getiren Günay, Ankara’ya köyünü savunmak için gelmek zorunda kaldığını söyledi.
Çamköy’den Hatice Günal ise su kaynaklarının zarar görmesi halinde bölgede yaşamın sona ereceğini savundu. “Toprağımızı Vermiyoruz İnisiyatifi” temsilcisi Halime Şaman da enerji üretimi ile doğa tahribatı arasında bir tercih dayatıldığını belirterek, farklı ve sürdürülebilir çözümler üretilebileceğini ifade etti.
Muhalefet temsilcileri ve yurttaşlar, Akbelen’deki kamulaştırma kararlarının geri çekilmesi çağrısında bulundu. Sürecin yargı ve idari aşamalarda devam etmesi bekleniyor.