DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, 19 Şubat 2026’da Ankara’daki evinden gözaltına alındıktan sonra İstanbul’da tutuklanarak cezaevine gönderildi. Avukatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Vedat Şorli kararı emsaline dayanarak tutukluluğa itiraz etti.
GÖZALTI VE TUTUKLAMA SÜRECİ:
Uludağ, 19 Şubat akşamı Ankara’da gözaltına alındı. Gece boyunca karayoluyla İstanbul’a sevk edildi. 20 Şubat sabahı savcılıkta ifadesi alınan gazeteci, ardından İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği’ne çıkarıldı.
Hâkimlik, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlaması kapsamında tutuklama kararı verdi. İlk olarak Metris Cezaevi’ne gönderilen Uludağ, daha sonra Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi.
SORUŞTURMA NASIL BAŞLADI?
Dosyaya göre soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen başlatıldı.
Uludağ hakkında:
TCK 299: Cumhurbaşkanına hakaret
TCK 217/A: Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
TCK 301: Devlet kurumlarını aşağılama (izin sürecinde)
suçlamaları yöneltildi.
Savunmaya göre süreç, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Casperlar” olarak anılan bir yapıya ilişkin açıklamasının Uludağ tarafından alıntılanması ve bu çerçevede yaptığı eleştirel yorumla başladı.
DOSYA SONRADAN GENİŞLETİLDİ:
Savcılık, yalnızca tek bir paylaşım değil, 2025 yılına ait çok sayıda sosyal medya paylaşımını da dosyaya ekledi.
Savunma tarafı:
Paylaşımların aylar öncesine ait olduğunu
Bu süreçte herhangi bir şikâyet yapılmadığını
Buna rağmen ani bir gözaltı ve tutuklama kararı verildiğini
vurguluyor.
SUÇLAMALAR VE TARTIŞMA KONUSU:
Savcılık, bazı paylaşımların Cumhurbaşkanının “onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek” nitelikte olduğunu öne sürüyor.
Savunma ise:
Paylaşımların gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu
Eleştiri sınırları içinde kaldığını
“Hakaret” unsurunun somut olarak ortaya konmadığını
belirtiyor.
Uludağ da ifadesinde, “Ortada küfür yok, yalnızca eleştiri var” diyerek suçlamaları reddetti.
“YANILTICI BİLGİ” SUÇLAMASI BELİRSİZLİĞİ:
TCK 217/A kapsamında yöneltilen “yanıltıcı bilgi” suçlamasına ilişkin hangi paylaşımın bu kapsama girdiği ise dosyada netleştirilmiş değil.
Savunma, “Hangi bilginin yanlış olduğu somut biçimde ortaya konmadı” diyerek bu suçlamaya da itiraz ediyor.
YETKİ VE USUL TARTIŞMASI:
Soruşturmanın İstanbul Terör Suçları Bürosu tarafından yürütülmesi de tartışma yarattı.
Savunmaya göre:
Uludağ Ankara’da yaşayan bir gazeteci
Suç isnadı terör kapsamında değil
Buna rağmen İstanbul ve terör bürosu yetkili kılındı
Bu durumun hukuki dayanağının zayıf olduğu ileri sürülüyor.
TUTUKLAMA GEREKÇELERİNE İTİRAZ:
Mahkeme kararında:
Kaçma şüphesi
Delil karartma ihtimali
gerekçe gösterildi.
Uludağ ise savunmasında:
Sabit ikametinin bulunduğunu
Yurt dışı çıkış imkânının olmadığını
Delillerin zaten sosyal medya paylaşımları olduğunu
belirterek bu gerekçelerin “gerçekçi olmadığını” ifade etti.
AİHM KARARI DAYANAK GÖSTERİLDİ:
Avukatlar, itiraz dilekçesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Vedat Şorli kararına atıf yaptı.
Bu kararda, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK 299’un ifade özgürlüğü açısından sorunlu olduğu değerlendirilmişti. Savunma, Uludağ’ın tutuklanmasının da ifade ve basın özgürlüğüne aykırı olduğunu savunuyor.
SON DURUM:
Uludağ’ın tutukluluğuna yapılan itirazın değerlendirilmesi bekleniyor.
Dosya, Türkiye’de basın özgürlüğü, ifade sınırları ve ceza hukukunun uygulanması açısından yeni bir tartışma başlığı olarak öne çıkıyor.