Çin üretimi CM-302 gemisavar füzelerini içeren anlaşmada sona yaklaşıldığı ancak teslimat takvimi konusunda henüz uzlaşma sağlanamadığı belirtildi. Yaklaşık 290 kilometre menzile ve süpersonik hıza sahip füzelerin, alçak irtifada ilerleyerek savunma sistemlerini aşabilecek şekilde tasarlandığı ifade ediliyor.
Silah uzmanlarına göre bu sistemlerin İran envanterine girmesi, ülkenin deniz hedeflerine yönelik vurucu gücünü ciddi ölçüde artırabilir ve özellikle ABD donanması için yeni bir tehdit başlığı oluşturabilir.
Füze müzakerelerinin en az iki yıl önce başladığı, ancak İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından ivme kazandığı aktarıldı. Sürecin son aşamasında İranlı üst düzey askeri ve hükümet yetkililerinin Çin’e ziyaretler gerçekleştirdiği, bu temaslar arasında Savunma Bakan Yardımcısı Mesud Oraei’nin de yer aldığı bildirildi.
Anlaşma iddialarıyla eş zamanlı olarak ABD’nin bölgeye iki uçak gemisi görev grubu sevk ettiği belirtildi. USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford öncülüğündeki güçlerin 5 binden fazla personel ve 150’den fazla hava aracı taşıdığı ifade ediliyor.
ABD yönetiminden bir yetkili, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programı konusunda “ya anlaşma ya da sert adımlar” mesajını yinelediğini aktardı.
Uzmanlara göre olası anlaşma, Çin ile İran arasındaki askeri iş birliğinin derinleştiğini gösterirken, ABD’nin bölgedeki stratejik üstünlüğünü zorlayabilecek yeni bir denge oluşturabilir. Aynı zamanda Çin’in Orta Doğu’da daha aktif bir askeri rol üstlenme eğilimini de güçlendirebilir.
Söz konusu füze transferinin, Birleşmiş Milletler’in İran’a yönelik silah ambargosu tartışmalarını yeniden alevlendirebileceği belirtiliyor. Daha önce 2015 nükleer anlaşmasıyla gevşetilen yaptırımların son yıllarda yeniden sıkılaştırıldığı biliniyor.
Öte yandan İran’ın sadece Çin değil, Rusya ile de askeri iş birliğini sürdürdüğü ifade ediliyor. İddialara göre Tahran yönetimi, yaklaşık 500 milyon avro değerinde bir anlaşmayla hava savunma sistemleri ve taşınabilir füze platformları tedarik etmeyi planlıyor.
Analistler, İran’ın hem Çin hem Rusya ile eş zamanlı yürüttüğü askeri tedarik sürecinin, Orta Doğu’da çok kutuplu yeni bir güvenlik mimarisine işaret ettiğini değerlendiriyor. Bu durumun önümüzdeki dönemde bölgedeki askeri ve diplomatik gerilimi daha da artırabileceği belirtiliyor.