Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Karaveli: Trump-Erdoğan ilişkisi Erdoğan’ı jeopolitik aktöre dönüştürüyor, CHP için milliyetçilik sınavı
Tarih: 06.02.2026 13:57 Güncelleme: 06.02.2026 13:59

Karaveli: Trump-Erdoğan ilişkisi Erdoğan’ı jeopolitik aktöre dönüştürüyor, CHP için milliyetçilik sınavı

ABD merkezli Foreign Policy’de yazan Halil Karaveli, Trump-Erdoğan ilişkisinin Erdoğan’ı güçlü bir jeopolitik aktöre dönüştürdüğünü belirterek, CHP’nin milliyetçi söylemi güçlendirmemesi halinde seçmen kaybı riskiyle karşı karşıya

Gazete Gündem

Orta Asya-Kafkasya Enstitüsü ve İpek Yolu Çalışmaları Programı Ortak Merkezi’nin kıdemli araştırmacısı, “Türkiye Neden Otoriter: Atatürk’ten Erdoğan’a” kitabının yazarı Halil Karaveli, ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki ilişkinin, Erdoğan’a “Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ABD ile eşgüdüm içinde ilerletme fırsatı” sunduğunu ve bunun Cumhurbaşkanı’nı önemli bir jeopolitik aktöre dönüştürdüğünü yazdı.

Washington merkezli Foreign Policy’de yayımlanan “Trump, Türkiye’de Otoriterlik ve Milliyetçilik Mantığını Güçlendiriyor” başlıklı makalesinde Karaveli, Trump’ın ikinci döneminin dış politika yaklaşımının Türkiye iç siyasetine etkilerini ve muhalefetin bu atmosferdeki konumunu değerlendirdi.

Karaveli, Trump’ın içeride otoriter bir gündem izlerken dışarıda otoriter liderleri benimsediği yönündeki eleştirilerin, Trump’ın küresel düzeni güç temelli ve liberal olmayan bir yapıya dönüştürmesini tam olarak yansıtmadığını savundu. Bu dönüşümün sonuçlarının Türkiye’de “üzücü bir açıklıkla görüldüğünü” belirten Karaveli, Türkiye’yi “güç temelli uluslararası düzensizliğin başlıca yararlanıcılarından biri” olarak niteledi.

“Milliyetçilik güçlendirilmezse seçmen Erdoğan’a yönelecek”
Karaveli, Erdoğan’ın bir yandan ABD’yi sert biçimde eleştirirken diğer yandan Trump’a yakınlaştığını, aynı zamanda anarşik ve liberal olmayan bir dünyada Türkiye’nin dayandığı ulusal gücü şahsında somutlaştırdığını yazdı. Muhalefetin ise terk edilmiş liberal düzene yönelik idealist bir inançla hareket ettiğini ve Erdoğan’ın milliyetçi dış politikasını bırakma sözü verdiğini ifade eden Karaveli, “Milliyetçiliği yeniden değerlendirip güçlendirmezse, Türk seçmenler yeniden Erdoğan’a yönelecektir” öngörüsünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olma hedeflerinin vücut bulmuş hali olarak sunduğunu belirten Karaveli, Erdoğan’ın uzun süredir çok kutuplu bir küresel düzeni savunduğunu ve “Dünya beşten büyüktür” söylemini hatırlattı.

Maduro örneği ve ABD ile iş birliği
Karaveli, Ankara’nın bu vizyon doğrultusunda ABD tarafından görevden alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile güçlü ilişkiler geliştirdiğini hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un “Emperyalist saldırganlığa karşı güç temelli mücadeleden başka seçenek yoktur” sözlerine dikkat çekti. Erdoğan’ın ise çıkarlarına hizmet ettiği durumlarda ABD ile iş birliğine açık bir tutum sergilediğini ve Trump’ın yanında konumlanan bir müttefik gibi davrandığını yazdı.

“Erdoğan’ın jeopolitik bir aktöre dönüşmesine yardımcı oluyor”
Erdoğan’ın Trump ile yaptığı telefon görüşmesine ve NATO müttefiklerinin çoğu reddetmesine rağmen Trump’ın Barış Kurulu davetini kabul etmesine vurgu yapan Karaveli, “Erdoğan’ın Trump ile kurduğu ilişki, Türkiye’ye ulusal çıkarlarını ABD ile eşgüdüm içinde ilerletme fırsatları sağlıyor” dedi. Bu yaklaşımın, Türkiye’nin Orta Doğu, Balkanlar, Afrika ve Orta Asya’da askerî ve ekonomik güç yansıtabilen önemli bir aktöre dönüşmesine katkı sunduğunu belirtti.

CHP’ye uyarı
Karaveli, bu tabloda Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tutumunu da değerlendirdi. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve Mart 2025’ten bu yana tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun, Batı’ya taviz vermeye hazır olduğu yönündeki iddialara karşı daha kırılgan olduğunu yazdı. İmamoğlu’nun “daha demokratik bir Türkiye’nin parçalanmış bir dünyada daha etkili ve istikrar sağlayıcı bir güç olacağı” yönündeki söyleminin, günümüz koşullarında karşılık bulmayacağını savundu.

CHP’nin bu pozisyonuyla 2024 yerel seçimlerinde kazandığı muhafazakâr tabanı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Karaveli, partinin 1977’den bu yana ilk kez Türkiye’nin birinci partisi olduğunu ve anketlerde hâlâ önde göründüğünü hatırlattı.

İmamoğlu’nun tahliye edilmemesi halinde muhtemel aday olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, seçmenlere ulusal gücün koruyucusu olabileceğine dair güven verememesi durumunda muhafazakâr seçmenin yeniden Erdoğan’a yönelebileceğini öngören Karaveli, “Gücün ve zorun belirleyici olduğu Trump’ın dünyasında seçmen nezdinde karşılık bulacak olan liberalizm değil, milliyetçilik olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Haber Kaynak : Dış Haberler
Yorum