Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Karadeniz’in deprem açısından güvenli görüldüğü yönündeki yaygın algının doğru olmadığını belirtti. Sözcü TV yayınına katılan Bektaş, deniz tabanında kıyıya paralel uzanan “Karadeniz Fayı”nın aktif olduğunu vurguladı.
Bektaş, ters fay özelliği taşıyan Karadeniz Fayı üzerinde, Bartın açıklarında 1968 yılında meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin, fayın aktifliğini gösterdiğini söyledi.
Bektaş, Trabzon’un yaklaşık 20 kilometre açığında Karadeniz Fayı üzerinde gerçekleşen 3,8 büyüklüğündeki bir depremin ardından, dalgaların hızlı şekilde kıyıya ulaştığını ve Trabzon havzasına girdiğini ifade etti. Havzadaki genç çökellerin dalgaları büyüttüğünü belirten Bektaş, bu nedenle kaynağında 3,8 olan bir depremin sahilde 4,8’e varan etki oluşturabildiğini kaydetti.
Bektaş, AFAD’ın 2019 yılında deprem tehlike haritasını güncellediğini ve bu güncelleme sonrası Trabzon’un deprem tehlikesinin iki kat, Rize’nin ise üç kat arttığını söyledi. AFAD varsayımlarına göre, önümüzdeki 50 yıl içinde Trabzon–Rize hattında yüzde 90 olasılıkla 6,6 büyüklüğünde, yüzde 10 olasılıkla ise daha büyük bir deprem yaşanabileceğini belirtti.
Bu öngörünün sağlam zemin için geçerli olduğunu vurgulayan Bektaş, gevşek zemin, dolgu alanları ve sahildeki büyütme etkisinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bektaş, Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu gibi illerde sahil şeridinin doldurularak yol ve yapılaşma yapılmasına dikkat çekti. Olası bir depremde dolgu zeminlerde sıvılaşma riski bulunduğunu belirten Bektaş, bölgedeki yapı stokunun yorgun olabileceğini ve deniz suyu etkisiyle korozyon riskinin arttığını söyledi.
Kıyıdaki yapıların deprem yönetmeliği açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Bektaş, özellikle dolgu alanlardaki yapıların ayrı bir risk grubu oluşturduğunu kaydetti.
Bektaş, deprem dalgalarının kıyıdaki heyelanlı sahaları tetikleyebileceğini, küçük ölçekli sarsıntıların bile bazı bölgelerde heyelanları harekete geçirebildiğini ifade etti. Trabzon’un kuzeye bakan yamaçlarında heyelan riskine dikkat çeken Bektaş, yerel yönetimlerin mikrobölgelendirme çalışmalarını hızlandırması ve yeni yapılaşmanın zemin koşullarına göre planlanması gerektiğini söyledi.